Sinema demokratik açılımın öncüsüdür*

KurdishCinema / 21 Eylül 2009                               

Alin TAŞÇIYAN (atasciyan@stargazete.com)

Genç Kürt yönetmenler bir yandan Kürt sinemasını inşa ederken bir yandan da Türkiye
sinemasını yeniledi ve geliştirdi

Sinema demokratik açılıma öncülük etti! Ne de olsa bu
topraklarda bir halk kahramanı haline gelmiş tek sinemacı,
babası Zaza annesi Kürt olan Yılmaz Güney! Dünya
sinemasının en büyük ödüllerinden biri olan Cannes Film
Festivali'nin Altın Palmiyesini kazanan filmi Yol (yönetmen:
Şerif Gören) içinde Kürtlerin ve Kürdistan'ın bahsi geçtiği için
Türkiye tam 17 yıl yasaklı kaldı! Ve bu film 1982'den bu yana
dünya çapında Türkiye sineması deyince akla gelen ilk film
oldu, Yılmaz Güney de ilk sinemacı...

Yaman bir çelişki elbette ama bugünün ışığında geriye
bakınca Yılmaz Güney'in bir kesişme noktası olduğunu net
biçimde görebiliyoruz. Ve çok şükür yazabiliyoruz! 1982 yılında
Yol'un Altın Palmiye'yi paylaştığı Missing'in yönetmeni Costa Gavras, Yılmaz Güney ile
dostluğundan dolayı onun yaşamını konu alan bir film yapmak için Fatoş Güney'in yaptığı teklifi
reddetme nedenini 2002 yılında İstanbul'a geldiğinde yaptığımız söyleşide şöyle anlatmıştı:
“Yılmaz bir yanıyla kuvvetle Türk, bir yanıyla kuvvetle Kürt idi. İki farklı yönünü ne zaman ortaya
çıkardığını çok iyi anlatmak gerek. Onun karakterini ve yaşamını yönlendiren bu iki kültüre hakim
olmak gerek...”

Benzer bir durum kuşkusuz İran'ın başarılı Kürt sinemacısı Bahman Ghobadi için de geçerlidir.
Bir yanıyla kuvvetle İranlı bir yanıyla kuvvetle Kürttür o da... 17 yaşında Kuzey Irak'ı terk edip
İtalya'ya göçen Hiner Saleem, İsviçre'de yaşayan Suriye doğumlu Mano Khalil, Tuncelili Kazım
Öz ya da İstanbullu Hüseyin Karabey, Hamburg'da yaşayan Bingöllü Yüksel Yavuz ve Malatyalı
Ayşe Polat'ın ortak paydaları Kürt olmak... Ama Türkiye kökenli isimleri Türkiye sinemasının da
doğal birer parçası sayıyoruz. Belgesel ve kısa film alanında da gazeteci – yazar ve belgeselci
Müjde Arslan'dan oyuncu olarak tanınan Nazmi Kırık'a birçok isim Kürtlerin öykülerini Kürtçe
anlattıkları çalışmalar yapıyor.

Yakın tarihimizin sürekli örtbas
edilen ve tartışılmayan olaylarından
ikisini gündeme genç bir Kürt
sinemacı taşıdı: Çayan Demirel,
1937 yılında Dersim'de (bugünkü
Tunceli) çıkan isyanın iki yıla yakın bir
süreyi kapsayan askeri
operasyonlarla bastırılmasını
araştıran 38 ve 12 Eylül sonrası
Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde
yaşanan dehşetin tanıklarını
konuşturan 5 No'lu Cezaevi
belgeselleriyle çok ses getirdi.
Türkiye'de sinemanın yeni
kuşağından onlar olmadan söz
etmek mümkün değil. Bu yılın en
başarılı yapımlarından, Aydınlı
gencecik bir öğretmenin atandığı
Urfa köy okulunda Kürt öğrencileriyle
aynı dili konuşmamasından
kaynaklanan trajikomik durumu
anlatan Orhan Eskiköy ve Özgür
Doğan imzalı İki Dil Bir Bavul adlı
dramatik belgesel bu kültürel
kesişim kümesini mükemmel
tanımlıyor: İki dil bir sinema!

Kürt sineması henüz yeni, belirsiz ve
karışık bir kavram. Nitekim Haziran
ayında Agora Kitaplığı'ndan çıkan
Kürt Sineması: Yurtsuzluk, Sınır ve Ölüm adlı kitabı derleyen Müjde Arslan sunuş yazısına
“Kürtler ancak 21. yüzyılda kendi kimlikleri ve dilleriyle sinema yapmaya başladılar, sinema
sanatının bir yüzyılı devirdiği, bütün ülke sinemalarının öyküde tekrarı yaşadığı bir yüzyıldan
sonra,” cümlesiyle başlamış.

Elbette, 20. yüzyılda da Türkiye'de olsun, İran'da olsun Kürt asıllı önemli sinemacılar vardı. Ama
hepimizin malumu nedenlerle Kürt olma bilinciyle senaryo yazıp film yapmaları mümkün
değildi. Çoğu da tercih etmezdi bunu. Ama Güney'in Sürü (yönetmen Zeki Ökten) adlı filminde
hayvanlarını satmak için kente götüren ailenin Kürt ya da Zaza olmadığını düşünmek safdillik
olur. Yeşilçam'ın köy filmlerinin birçoğundaki Doğulu karakterlerin de Kürt olduğunu herkes bilir
ve anlardı ama söylemezdi. Yılmaz Güney'in ardından, Ümit Elçi, Kürt edebiyatının başyapıtı,
Ehmede Hani'nin (ben h ile yazdım ama Kürtçe gırtlaktan okunacağını vurgulayan x harfi tercih
ediliyor) Mem ü Zin destanını sinemaya uyarladı. Şahin Gök ve Gani Şavata Yeşilçam çizgisinde
Doğu'ya yaklaşan ama Kürt olmayı, aşiretleri görmezlikten gelmeyen filmler yaptılar. Ama
bugünkü harekete başlatan milat Kürt olmayan Yeşim Ustaoğlu'nun Güneşe Yolculuk'u ve Reis
Çelik'in Işıklar Sönmesin'i oldu kuşkusuz.

Sinema tarihinde Kürt kültürünün varlığını adıyla sanıyla vurgulayan, Kürt filmi diye
nitelendirilebilecek ilk filmler Sovyet Ermenistan'ından çekildi. Ermeni sinemasının da
temellerini atan filmlerin yönetmeni Hamo Beknazaryan ülkenin ilk uzun metrajlı filmi Namus'ta
(1925) Doğu Anadolu'ya ait, Kürt ve Ermeni kültürlerinin iç içe geçtiği bir öyküyü, ikinci filmi
Zare'de (1926) Kürtler arasında geçen trajik bir aşkı, ardından Kürtler – Yezidiler'de (1932) kırsal
kesimde yaşamı ve Sovyetlerin yarattığı dönüşümü belgesel drama olarak anlatır. Ermeni ve
Kürt sinemacıların işbirliği bugün de devam ediyor, ülkemizde de sevilerek izlenen Hiner
Saleem'in Vodka Limon'u Ermenistan'daki bir Kürt köyünde geçiyordu örneğin. Ama son yıllarda
Kürt sineması diye tanımlanmaya başlayan filmlerin çıkış noktası çoğunlukla Türkiye ve İran,
Kuzey Irak'ta yeni kurulan düzen de yavaş yavaş bu bölgeden sinemacılar yetişmesine olanak
sağlıyor.

Türkiye'de ise Kürt asıllı genç yönetmenlerin kimliklerini ve kültürlerini açıkça ortaya koyarak
sanatsal yükselişi, resmi tarihi ve resmi ideolojiyi sorgulayabilme cesaretleri sinemamızı
yeniledi ve geliştirdi. Kazım Öz Toprak adlı kısa filminden başlayarak Fotoğraf ve Fırtına adlı
uzun metrajları, Uzak ve Şavaklar adlı uzun metrajlı belgeselleriyle önemli bir figür haline geldi.
Hüseyin Karabey'in kısa metrajlı Boran'ı ve uluslararası alanda bir ödül avcısı haline gelen
Gitmek'i de bu yönetmeni dünya çapında tanıttı. Karabey, Öz, Demirel ve diğer Kürt asıllı
yönetmenlerin sinemaları tamamen bu topraklara ait birer sanat yapıtı olarak bazı çatlak
seslere rağmen hemen benimseniyor ve kucaklanıyor artık. Demokratik açılım planlandığı gibi
gelişirse sinemamızın kültürel açıdan daha da zenginleşeceğine kuşku yok.

* kaynak: Star Gazetesi
http://www.stargazete.com/pazar/yazar/alin-tasciyan/sinema-demokratik-acilimin-oncusudur-
haber-210208.htm
Haberler

Min Dit San Sebastian
Film Festivali'nde

Diyarbakır 3.
Uluslararası Film Günlerı

Press filmi Kürt
gazeteciliğini anlatıyor

2. Köln Kürt Film
Günleri'nin ardından /
Cudi Arif

Agıt, Hikmet Asutay

Kürt sineması'nda
karekterler problemi

Hewiti: Kumalık. Müjde
Arslan'dan yeni bir film /
Caner Canerik

Yakın planda Kürtler var

Kırmızı kalemle çizilen
insanların öyküsü

Transasia Express
belgeseli İsviçre'de
gösterime giriyor

Köln 2. Kürt Film Günleri

Bern Kürt Film
Festivali'ne hazırlanıyor

Close-Up Kürdistan
İstanbul'da

Genç yönetmen Erol
Mintaş

Şirin Cihani'ye İtalya'da
ödül

KurdishCinema.com'dan
senaryo ödülü

Kürt yönetmen Kalifa'ya
ödül

"Hayatın Tuzu" filmi
izleyiciyle buluştu

Butimar'a 9. Türkiye
Eczacılar Kongresi Kisa
Film Yarışması'nda
birincilik ödülü

Pirdesur Fransız Kültür
Merkezi'nde

Gitmek 14 Kasım'da
Türkiye sinemalarında

Gitmek filmine İsviçre'de
Türk sansürü

Kazım Öz'ün Fırtına filmi
14 Kasım'da
sinemalarda  

2. Paris Kürt Film
Festivali

Montreal Dunya Filmleri
Festivali

“Siyabo”nun belgeseli
çekildi

"Gurê bi Zengil" kurgu
aşamasında

Gerilla-yönetmen Halil
Dağ yaşamını yitirdi

İkinci Hamburg Kürt Film
Günleri Halil Dağ'a
adandı

Fırtına’ İstanbul Film
Festivali’nde

'Narkolepsi' Ankara Film
Festivali'nde

Oldenburg Kürt film
günler başladı

Paris Kürt video
sergisine davet

"Zarokên Axa Qelişî" adlı
Kürtçe filmin galasına
sansür

Gure bi Zingil’ın
çekimleri tamamlandı

‘Zarokên Ax a Qelişî’
Ceylanpınar’da

13 Kurşun'a onur ödülü

Yusuf Yeşilöz'ün son
belgeseli; Müzik Aşkı

Yüksekovalı oyuncu
Fransa yolcusu

Charlie Chaplin 30 yıl  
önce yaşama veda etti

Kürt oyuncu aranıyor

Londra’da Kürt filmlerine
yoğun ilgi

'Trajedilerin hepsi
senaryo oldu

1. Paris Kürt Film
Festivali başladı

Dortmund'da Kürt Film
Haftası

Diyarbakır'da ilk çocuk
sinemacılar

5. Londra Kürt Film
Festivali'ne çağrı

Nusaybin'de film
gösterisi

Mazıdağı'nda Mehmed
Uzun Festivali başladı

Amsterdam Kısa Film
Festivaliı

Ingmar Bergman öldü

Forster’den Kürt filmi

‘Son Oyun’a Fas’tan ödül

Hakkari'nin ilk Kürtçe filmi

Madımak Katliamı
belgesel oldu

Son Oyun'a Fas'tan davet

Filmi icin yardim bekliyor

Ankara'da belgesel
gösterimi

Cannes Film Festivali
başlıyor

Yarım Ay'a bir ödül de
Portekiz'den

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri'ne büyük ilgi

Amin Korki'ye
Singağur'da iki ödül

Ankara Kürt Film Günleri
18 Mayıs'ta başlıyor

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri

Dol'un Almanya galası
yapıldı

Hamburg'dan Kürt
filmleri geçti

Hamburg Kürt Film
Günleri

Kürt filmleri Hamburg'da

'Tandır' filmi festivallerde

Tünelin ucundaki ışık gibi

Hamburg Kürt Film
Festivali Programı

Hamburg Kürt Film
Festivali başlıyor

Paris Kürt Film Festivali

Yarim Ay Portekiz,
Amerika ve Almanya'da

David Tolhildan
Hamburg'ta

Haber Arşivi >>>