Yangında filizlenen çiçek ya da Kürt Sineması

KurdishCinema.com  - 24 Nisan 2007

Arin Arjen / 24 Nisan 2007 *  

Tarih denince akla ilk gelen savaşlar olur
nedense; ilk akla gelmesinin, gelmesi gereken
olmasının tabiki de haklı gerekçeleri vardır:
çünkü insani felaketlerin en yıkıcıları savaşlarda
olmuştur  ve en değerli miraslarını savaşlarla
yitirmiştir  insanoğlu.

‘Ölüm,talan,gözyaşı, kan…’dır savaşın bir diğer
adı insanlığın lügatında. İşte bu yüzdendir ki
savaşın kötülüğü ve tarih denince de akla ilk
savaşların geliyor olması.Bütün bu algılama
haklılığından öte bir gerçeklik de tarihin sadece
savaşlar olmadığı; tarihin kültür, sanat, yaşam, aşk…da olduğu gerçekliğidir. Ve bu hayat
pratiklerinin de doğal olarak, hem temasal anlamda hem de disiplinsel olarak savaş
gerçekliğinden beslenerek geliştiğidir.  

Kürdistan coğrafyası da savaş denen kaotik durumdan fazlasıyla payına düşen yıkımı, acıyı,
felaketi almış ve halen de bu kaotik durumu iliklerine kadar yaşamaktadır. Savaş coğrafyamıza
yıkım, felaket, gözyaşı getirirken beraberinde her ne kadar çelişkili bir durum olsa da (belki de
bu durum yaşamın çelişkiler bütünlüğü olduğu gerçekliğidir) güzelliği de taşımıştır.  

Bir parçası olduğumuz; katı, dogmatik, gelenekçi, dinsel otoriter Ortadoğu coğrafyasında
demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlük denen değerleri, savaşın deneyimlerinden öğrenmiş, bu
değerleri savunmuş ve bu değerler üzerine bir mücadele kurmuşuz. Yaşamımızı sürdürmek
arzusuyla hareket ettiğimiz değerler kültür yaşantımıza da doğal olarak etkide bulunmuş ve bu
değerler üzerinden kültür faaliyetleri yapma gereğini beraberinde getirmiştir. Nasıl ki müziğimiz,
edebiyatımız, tiyatromuz vb. bu değerlerden ve kaotik durumdan hareketle gelişip, bu temeller
üzerine şekillenip, toplumsallığı düşünerek yaşama tanıklık etmeyi ön planda tutma gayreti
içindeyse, doğum sancıları çeken ya da yeni doğmuş bir bebek olarak Kürt Sineması veya
Kürdistan Sineması da örnekleriyle böyle bir yolda hareket etmeyi hedefleme izlenimi
vermektedir. Diğer sanat kardeşleri gibi Kürt Sineması da yaşama tanıklık  etme ve evrenselliği
yakalama gayreti içindedir. Sinemanın genç sayılacak bir sanat oluşu, Kürt sineması’nın da
savaş borazanlarının susmak bilmediği bir süreçte ve coğrafyada kendini varetmesi itibariyle,
deyim yerindeyse Kürt sineması “yangında filizlenen çiçek” olarak ortaya çıkmıştır. Kürt
Sineması’nın yangında filizlenen çiçek olması ve doğuşun doğası gereği de yaşamsal ve
gelişim anlamda desteğe ne kadar çok ihtiyaç duyduğu kuşku-götürmez bir gerçeklik olarak
önümüzde durmaktadır.  

Kürt Sineması’na genel bir bakış açısıyla baktığımızda, işlediği konular ve verdiği mesajın
sosyal yapısı itibariyle üzerine kurulduğu temellerden hareketlen toplumsallığı, özgürlük, adalet,
eşitlik, özeleştiri, öteki, demokrasi vs. kavramları ön planda tuttuğunu rahatlıkla
görebilmekteyiz.  

    Yılmaz Güney, Bahman Ghobadi ve yine Kürt filmi ya da yönetmeni
    sınıfında yer alan, filmler-yönetmenler bu değerler ve mesajlardan
    hareketle bir sinema anlayışı içinde olmuşlardır. Yılmaz Güney  “Yol’’
    filminde rahatlıkla Kürt toplumunu dolayısıyla da kendini
    eleştirebilmişken, yine “Duvar’’filmiyle adalet kavramına bütün
    çıplaklığıyla vurgu yaparak özgürlük istemiştir.
    Bahman Ghobadi yanı başında gerçekleşen
    olaylara seyirci kalmayarak ötekiyi, öteki olmanın
    zorluklarını evrensel-ortak duygulara hitap edecek
    bir çerçeveye oturtarak Kürt Sineması’nın üzerine
kurulduğu çağdaş değerlerden hareket etmiş ve halen bu yönlü bir
anlayışla çalışmalarını sürdürmektedir.    

Kürt Sineması bir yandan evrenselliği ve güzeli yakalama gayreti
içerisindeyken, bir yandan da doğuşun doğası gereği anneye ihtiyaç
duymaktadır. Kurumsallaşmış bir yapının ülke-devletsel anlamda olmayışı, hem film sayısında
hem istediği mesajı aktarma, hem de kitlelere ulaştırma açısından Kürt Sineması’nın ilerleyişi
siyasal-ekonomik-teknik sorunlarla boğuşmaya neden olmaktadır. Bu duruma Kürt siyasal-
kültürel-ekonomik çevrelerinin ilgisizliğini de kattığımızda bir bakıma Kürt Sineması’nın nasıl bir
yaşamsal durum içinde olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Ancak bütün bunlara rağmen bir çok
güzelliğin en olumsuz  koşullarda ortaya çıktığını da unutmamalıyız.  

Kürt Sineması’nın yapısı, ilerleyişi ve içinde olduğu nokta itibariyle dünya sinemasında
hakkettiği yere geleceği ve bunu yaparken ayrıca Kürt toplumunun özgürlük, adalet, eşitlik vb.
isteklerine de büyük bir ses olacağı yadsınılamayacak bir gerçeklik olarak kendini
göstermektedir.  

* Arin Arjen genç bir Kürt yönetmeni ve “Kaos” adında kısa bir filmi var.


* Copyright: KurdishCinema.com - Sitemizde yayınlanan haber ve yorumlar kaynak belirtilmek
şartıyla kullanılabilir.
Ziyaretçi Defteri

Kürt sineması ve
sitemizle ilgili görüş
ve önerilerinizi  
Ziyaretçi Defteri'ne
yazabilirsiniz!