Mın Dit filmi

Arin Arjen

KurdishCinema / 21 Eylül 2009                               

Üniversitede okurken çok sayıda değişik
nitelikteki sanatsal etkinliğe katılma fırsatı
buldum. Okuduğum üniversitenin uluslarası ve
özgür nitelikte bir eğitim anlayışına sahip olması
sanatsal etkinliklerin niteliğine de doğal olarak
yansımaktaydı.

Örneğin İsmail Beşikçi'nin bütün yasaklı
kitaplarını üniversitemiz özgürce
kütüphanesinde barındırırken ve o kitaplara
zarar veren öğrencileri de demokratik bir uslupla teşhir ederken, ve yine Newroz ateşinin
odunlarını her 21 Mart günü okul yönetimi okulun en büyük meydanına koyar Kürd öğrencilerin
ateşi yakmasını beklerdi ; ateş sönünce de bir tek küllerini almak onlara kalırdı.

Bu nitelikteki bir üniversitede yine uluslararası niteliği olan Leonardo da Vinci sergisinde
tanıştığım İtalyan bir ressamla genel konulu bir tartışmaya girdim.O İtalya'dan sanatsal
faaliyetler ve eserlerden söz ederken niteliklerini överken ben de bir taraftan içinde bulundukları
özgür ortamın doğal olarak böyle bir sonuca götüreceğini kaldıki rönesansın ortaya çıktığı
toprakların tabiki de böyle bir niteliğe sahip olacağını dile getiriyordum.

İtalyadan ve sanatından birden sıyrılıp konuyu Kürd olmuş olmanın sıkıntısına ve doğal olarak
da sanatı icra etmenin zorluğuna getirdim.içinde bulunduğumuz döngünün sanatsal anlamda
ne zorluklar ve yokluklara yol açtığını dolasıyla da rayında bir sanat faaliyetinin içinde
olamadığımızı belirttim. Konuyu sinemaya çevirerek hemen hemen bu alanda bir şey
yapamamanın ezikliğine değindim ve fırsat olursa sinema alanında muhteşemliklerin
doğacağına bunun da sinema çevrelerinde baya ses getireceğini anlattım.

Kürd olmaktan ve sinemadan söz etmemin hemen ardından İtalyan ressam Yılmaz Güney
muhteşem bir yönetmen! Acaba hangi koşullarda film çekti ve sözlerini şöyle diyerek tamamladı
''unutma her zaman en güzel işler en zor koşullarda ortaya çıkmıştır.''

Arkaya dönüp bakınca söz ettiğim rönesansın dahi ortaya çıktığı ve onu çıkmaya zorladığı
koşullar apaçık ortada...

Geçenlerde Diyarbekir'de çekilen MIN DîT filmi Diyarbekir festivali kapsamında özel bir
gösterimle izleyici karşısına çıktı ve izleyicilerin çoğunun da beğenisini aldı.

Yönetmenliğini Miraz Bezar'ın yaptığı film tamamen yönetmenin kişisel
ekonomisi ve filmde çalışanların birçoğunun fedekarlıklarıyla ve de çok zor
şartlarda ortaya çıkan bir film.film ayrıca da kullanılan kaliteli tekniğe rağmen
büyük paralarla çekilmeyen mütevazi bir bütçenin ürünü.

Bunların yanısıra filmin diğer kendine özgü nitelikleri de kayda değer. Filmde
oynayan oyuncuların çoğunun daha önce böyle bir deneyiminin bulunmaması
(özellikle de başrolde oynayan Gülistan ve Fırat karekterleri).

Diyarbekir'de çekilen ve dili Kürdçe olan ve yine 30 yıllık gerilimli süreç içinde Diyarbekir halkının
yaşadıklarını dolayısıyla da kürd halkının yaşadıklarını toplumsal gerçeklikten sapmayan bir
anlayışla anlatmış olması ,

Film ekibinin kayda değer bölümünün Kürd olması (geleceğe yönelik toplumsal sinema
yapımına yarar),

Diyarbekirli çocukların kameraya karşı olan antipatileri ve haklı olarak alışıla gelen
dezenformasyondan ötürü ona muhalefet edişlerinin zorluğundan sıyrılarak ortaya çıkan bir film
oluşu, filme ayrıca önemli nitelik ve başarı kazandırmaktadır.


















Film kendi içinde birçok ilki ve başarıyı barındırmaktadır.ayrıca da bu film özellikle de genç kürd
yönetmenlere toplumsal sinema yapma yolunda cesaret verecek , zor koşullarda ve kısıtlı
bütçeyle film yapmanın en iyi örneklerinden biri niteliğinde olacaktır.

MIN DÎT filmi bir gece yarısı düğün dönüşü Gülistan ve Fırat'ın anne-babasının devlet güçlerince
öldürülmesi ve çocukların bu olay sonrasındaki zorlu yaşamını anlatan bir film.

Film karakterlerini izlerken insanın illaki kendinde bir parça bulduğu ya kendisi olduğu ,ya amca
çocuğu, kuzeni,komşusu... yanı başında hergün karşılaştığı ve aidiyet duygusunun filmle
hemen pekiştiği karakter yapısına sahip bir film.

Doğal ortama ve mekana müdahele edilmeden gerçeğe uygun bir şekilde var olanın verilmesi
izleyici de hergün yürüdüğü sokak, gittiği bakkal,oturduğu park, kaldığı ev izlenimi yaratarak
filmin yapmacıklıktan uzak samimi ve sevecen bir yapıya sahip olmasını sağlamış.

Filmde yaşanılan olaylar günü birlik ve uzun vadede hemen hemen hepimizin başına gelmiş ,
bu olaylara tanıklık etmiş,sancılarını çekmiş hala da süre gelen olaylar olması filme ayrı bir
anlam katmış hayattan bir kesit niteliği sağlamıştır.


Film gösterime hala girmemiş olmasından kısa kesip tekrar başa dönecek olursak ; ne
rönesans gibi abartılı ne de hayatın içinde çok sıradan,okuduğum univeriste gibi çok yönlü ve
özgür bir ortamın olmadığı da aşikar. İçinde bulunduğumuz toplumsal döngü ve koşullardan
hareket edecek olursak; bu film de zor koşullar ve imkanlarla ortaya çıkan başarılı ve samimi bir
film.

Bize düşense 2009 uluslararası San Sebastian Film Festivali ve Hamburg Film Festivali'nden
sonra Antalya Film festivaline de (ilk kez Antalya'da bir Kürd filmi yarışacak) davet edilen
önümüzdeki aylarda gösterime girecek olan MIN DÎT filmini izlemek bu zevke sahip olmak ve
bize ait olanın samimiyeti sahiplenerek yeni ve samimi yapıtların önünü açmak...
Haberler

Min Dit San Sebastian
Film Festivali'nde

Diyarbakır 3.
Uluslararası Film Günlerı

Press filmi Kürt
gazeteciliğini anlatıyor

2. Köln Kürt Film
Günleri'nin ardından /
Cudi Arif

Agıt, Hikmet Asutay

Kürt sineması'nda
karekterler problemi

Hewiti: Kumalık. Müjde
Arslan'dan yeni bir film /
Caner Canerik

Yakın planda Kürtler var

Kırmızı kalemle çizilen
insanların öyküsü

Transasia Express
belgeseli İsviçre'de
gösterime giriyor

Köln 2. Kürt Film Günleri

Bern Kürt Film
Festivali'ne hazırlanıyor

Close-Up Kürdistan
İstanbul'da

Genç yönetmen Erol
Mintaş

Şirin Cihani'ye İtalya'da
ödül

KurdishCinema.com'dan
senaryo ödülü

Kürt yönetmen Kalifa'ya
ödül

"Hayatın Tuzu" filmi
izleyiciyle buluştu

Butimar'a 9. Türkiye
Eczacılar Kongresi Kisa
Film Yarışması'nda
birincilik ödülü

Pirdesur Fransız Kültür
Merkezi'nde

Gitmek 14 Kasım'da
Türkiye sinemalarında

Gitmek filmine İsviçre'de
Türk sansürü

Kazım Öz'ün Fırtına filmi
14 Kasım'da
sinemalarda  

2. Paris Kürt Film
Festivali

Montreal Dunya Filmleri
Festivali

“Siyabo”nun belgeseli
çekildi

"Gurê bi Zengil" kurgu
aşamasında

Gerilla-yönetmen Halil
Dağ yaşamını yitirdi

İkinci Hamburg Kürt Film
Günleri Halil Dağ'a
adandı

Fırtına’ İstanbul Film
Festivali’nde

'Narkolepsi' Ankara Film
Festivali'nde

Oldenburg Kürt film
günler başladı

Paris Kürt video
sergisine davet

"Zarokên Axa Qelişî" adlı
Kürtçe filmin galasına
sansür

Gure bi Zingil’ın
çekimleri tamamlandı

‘Zarokên Ax a Qelişî’
Ceylanpınar’da

13 Kurşun'a onur ödülü

Yusuf Yeşilöz'ün son
belgeseli; Müzik Aşkı

Yüksekovalı oyuncu
Fransa yolcusu

Charlie Chaplin 30 yıl  
önce yaşama veda etti

Kürt oyuncu aranıyor

Londra’da Kürt filmlerine
yoğun ilgi

'Trajedilerin hepsi
senaryo oldu

1. Paris Kürt Film
Festivali başladı

Dortmund'da Kürt Film
Haftası

Diyarbakır'da ilk çocuk
sinemacılar

5. Londra Kürt Film
Festivali'ne çağrı

Nusaybin'de film
gösterisi

Mazıdağı'nda Mehmed
Uzun Festivali başladı

Amsterdam Kısa Film
Festivaliı

Ingmar Bergman öldü

Forster’den Kürt filmi

‘Son Oyun’a Fas’tan ödül

Hakkari'nin ilk Kürtçe filmi

Madımak Katliamı
belgesel oldu

Son Oyun'a Fas'tan davet

Filmi icin yardim bekliyor

Ankara'da belgesel
gösterimi

Cannes Film Festivali
başlıyor

Yarım Ay'a bir ödül de
Portekiz'den

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri'ne büyük ilgi

Amin Korki'ye
Singağur'da iki ödül

Ankara Kürt Film Günleri
18 Mayıs'ta başlıyor

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri

Dol'un Almanya galası
yapıldı

Hamburg'dan Kürt
filmleri geçti

Hamburg Kürt Film
Günleri

Kürt filmleri Hamburg'da

'Tandır' filmi festivallerde

Tünelin ucundaki ışık gibi

Hamburg Kürt Film
Festivali Programı

Hamburg Kürt Film
Festivali başlıyor

Paris Kürt Film Festivali

Yarim Ay Portekiz,
Amerika ve Almanya'da

David Tolhildan
Hamburg'ta

Haber Arşivi >>>