Sinemayı bir dil yapmak

KurdishCinema / 12 Ekim 2009                               

Arin Arjen

İletişim normal bilinç düzeyiyle iletişime yaklaşan bireylerin yaklaşım
ve kavrayışlarından öte birşeydir sıradan, basit ve üstünkörü bir olgu
değildir; özellikle de kitle iletişim araçlarıyla gerçekleştirilmiş olan,
aksine çok kompleks bir sistematiğin ayrıca da bilgi ,derinlik ve büyük
bir altyapının sonucunda ortaya çıkan bir eylemliliktir.

İletişime bu türlü bakılmadığı müddetçe insanlar kafa karıkşıklığı ve bir
dezenformasyonla karşı karşıya kalır ve bu iletişimi gerçekleştiren
kesimlerce de bir av, lokma durumundan öteye gidemezler...

Bilgi, eğlence, sosyallik vb gibi ihtiyaçlarımızı karşılayalım derken, bu ihtiyaçlarının aksine bir
karşılık ve aldatmacanın tuzağında, kendilerini sistem olarak çok derin ama yöntem olarak çok
basit bir kapanda bulu-verebilirler. Kaldıki günümüz kitle iletişim araçlarıyla yapılan iletişimi ve
ortaya çıkan toplumsal sonucunu göz önünde bulundurduğumuzda bunu çok açık bir şekilde
görebiliriz.

Örneklerine karşın sıradan ve basit bir sistematikle kurulan ve Türkiye’de insanlara sunulan
''Kurtlar Vadisi'' dizisi her ne kadar sıradan ve basit bir şekilde ele alınıp uygulandıysa da ortaya
çıkarttığı sonuç itibariyle incelenmeye ve iletişimin gücünü örneklemeye değerdir. Bu diziyle
beraber bir çok gencin milliyetçi duygularının kabardığını, sembolik bir takım kostümlerle
sokaklarda cirit atmaya başladığını ve yeri gelince de dizideki gibi bir takım eylemliliklere
giriştiğini yakın zamanımızda çokça gördük ve toplumun iletişim (kitle iletişim araçlarıyla olan)
denilen günümüzün en sistemli ve güçlü mekanizmasıyla nasıl bir gidişata rahatlıkla
yönlendirlip-yönlendirilebileceğine de tanıklık ettik.

Bunların en belirgin ve nitelikli örneklerinden bir
tanesi de 2.dünya savaşı esnasında Alman Nazi
ordusunun ve Hitler’in uyguladığı ve özelliklede
bu enformasyonun (iletişim ağının) başında
bulunan ve bugün ders kitaplarına bile konu olan
Göbbels’in uygulamış olduğu ve günümüzde de
bundan sıkça yararlanılan iletişim anlayışıdır.

2. Dünya Savaşı’nda Hitler’in başarısı bir tek
güçlü ordusunun yaratmış olduğu harikalardan
kaynaklı değildi elbette. Alman Nazi ordusunun
savaştaki başarısında Göbbels vasıtasıyla
uyguladığı sistematik iletişimin de güçlü bir rolü
söz konusuydu.

Göbbels özellikle tv ve radyo yayınlarıyla hem Alman halkına hem de işgal ettikleri ya da
edecekleri halklara hayali gerçek dışı haber bombardımanı uygulamaktaydı.

Örneğin henüz ayak basmadığı toprakları tv yoluyla ele geçirme kurmacasına (sinemasal)
dökerek düşman hattındaki halkı ve orduyu moralmen çökertmekte psikolojilerini altüst ederek ,
onları boyun eğmeye zorunlu hale kılardı; yani gerçekte kasttettiği toprakların çok uzağında
önceden bir sinemasal kurguyla o toprakları fethetmekte, gerekli psikolojik altyapıyı hazırlayarak
Alman ordusuna kapıları açmaktaydı.Yeri gelince de haklılığını da böylesi propagandayla
istediği gibi dile getirmekteydiler.

Böyle bir iletişim anlayışından hareketle hemen hemen Avrupa’nın üçte ikisini işgal etme
fırsatını ele geçiren Naziler ayrıca günümüz iletişim anlayışına da öncülük ve rehberlik
etmektedir ve halen bir çok ülke bu sistematiği kullanmaktadır.

Ayrıca bu sistematiği daha iyi kavramakta George Orwell'in aynı adlı eserinden uyarlanan
Michael Radford’un 1984 adlı filmi aydınlatıcı nitelik taşımaktadır.
Tersi düşünerekten, kendimize olayı çevirip bu iletişimsel, propagandacı ve yarar getirici
eylemin geçmiş örneklerinden biri olan başta Türkiye'de olmak üzere dünyanın dört bir yanında
ses getiren sadece bir fotoğraf karesiyle meydana gelen Hakkarili çocuğun polis tarafından
kırılan kolunun getirmiş olduğu yararı, katkıyı, propagandayı Kürdler açısından kimi zaman
tonlarca bomba ve ya merminin sağlayamadığını da rahatlıkla görecezğiz. Kaldıki günümüzde
demokratik mücadelenin gittikçe önem kazandığı ve en önemli mücadele aracı olduğunu da
hesaba katarsak; bu durum daha da gerekli bir faktör olarak kendisini bizlere dayatacaktır.

Vermiş olduğumuz örnekleri ve iletişim gerçekliğini günümüz Türkiyesi’ne özellikle de Kürd
sorunu eksenli yaşanılanlara uyarlayacak olursak Kürdistan'da uygulanan dezenformasyona da
cevap bulmuş ve açıklık getirmiş olacağız...

Kürdler’e uygulanan bu bilinçli iletişim organisazyonunu yine bilinçli
bir organizasyon ve yaklaşımla, daha doğrusu iletişim bilincinden
hareketle edineceğimiz bir zırhla birer bomba ya da düşünsel
mermi niteliğindeki iletişimsel silahı etkisiz kılma şansını elde
etmiş olacağız.

Böylelikle de modern insan avcılarının düşlerini boğazlarında
düğümleyerek kendi hedefimize yönelik üstünlük sağlamış olacak
ve  bir adım daha ileri gitme ve gerçekleri algılamada daha berrak
bir zihinle hareket şansını da elde etmiş bulunacağız.

Bütün bu iletişim araçlarının sonucunda ortaya çıkan büyük çaplı propaganda ve etkililiği
sinemasal anlamda özellikle Kürd toplumuna indirgediğimizde biz Kürdler açısından özgürlük,
haklar, kültür, adalet, eşitlik vb. gibi isteklerimizi dile getirmek ve elde etmek noktasında
sinemanın ve onu kullana-bilmenin ne kadar hayati ve yarar getirici bir unsur olacağını rahatlıkla
göre-bileceğiz.

Bilindiği üzere Yahudi soykırımının üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen
günümüzde de Yahudiler soykırımın arkasına sığınarak adeta sinema alanını soykırım içerikli
filmlerle işgal etmiş ve hala da bu şekilde bir anlayışla hareket etmektedirler. Yahudiler’in
soykırımı filmleştirmedeki ısrarı boşa bir ısrar ya da anlamsız olduğu iddia edilemez, aksine
hala büyük getirileri olduğunu çıplak gözle baktığımızda rahatlıkla görebileceğiz. Çok basit bir
yaklaşımla Filistin'de olup bitenleri örneğin çoğumuzun hatırlayacağı gibi baba-oğul cinayetini
Yahudiler açısından yeri geldiğinde bir zırh gibi örten faktör içermektedir bu filmler, ve hala bu
filmlerin süre-gelmesi bunun gibi çok yönlü anlam ifade etmektedir Yahudiler açısından.

Dönüp kendimize baktığımızda, biz Kürdler yeri
geldiğinden başta Koçgiri, Dersim, Zilan,
Halepçe vb birçok şikayetin arkasına sığınmakta.
(illaki yaşadıklarımız bir gerçekliğin sonucu ve
şikayetidir) bize karşı geliştirilen kıyımlardan,
felaketlerden, yıkımdan, sürgün, talan , göç,
aşağılanma... akla gelinecek yeryüzünün bütün
acıların toplamından söz edip, evlerimizde büyük
baba-annelerimizin durmadan anlattığı dinmek
bilmeyen hikayeleri olan bu gerçekliklerin üzerine
isyanlar var-etmekteyiz. İsyanlarımızı da
demokratik toplumun gerekliliklerinden
yoksunluğa dayandırark alternatifsizlik ve
duyumsanamamaya, zorunluluklara
bağlamaktayız ve bu gerekçeleri haklılığımıza
sancak etmekteyiz. İddiamız o ki Yahudiler bizim
kadar çekmedi !

Örneğin hala yaşadığımız bir gerçeklik ve aidiyetimiz olan, babalarımızın, dayılarımızın, abi,
ablalarımızın, köylümüzün yani çoğumuzun toplamı olan PKK gerçekliğini Diyarbekir
zindanındaki vahşete, yıkıma, insanlık dışı uygulamalara, işkenceye, cinayetlere...
bağlamaktayız. PKK'nin günümüzdeki savaşının sebebini Diyarbekir cezaevinde gerekçe haline
geldiğini dile getirmekte, Guantanamo'yu hikaye olarak yaşanılanlar önünde görmekteyiz.
Gerçekte bu savaşı biz Kürdlerin var etmediğini buna itildiğimizi anlatıp durmaktayız. Bunun
böyle olduğunu biz Kürdler çok iyi bilmekle beraber dışımızdakilere anlatamanın sıkıntısını
geçmişte yaşadığımız gibi hala yaşamaktayız özellikle de günümüz demokratik dünya
toplumunda sorunlarımızı anlatmakta büyük sıkıntılar çekmekteyiz .

Durum böyleyken ve de günümüzde gerek dünya gerek
yaşadığımız ülke ve de coğrafyamızdaki gelişmeleri de
gözönünde bulundurursak (siyasallaşma, demokratik
mücadele vb..), yine günümüz dünyasından hareketle
sorunların, sıkıntıların artık sınırlar ötesi bir hal aldığı
gerçekliğini de bilerekten geçmişte dile getiremediğimiz
sorunlarımızın zengin argümanını ve günümüzdekilerini de
yanımıza alarak, kültürel zenginliğimizle harmanlayıp
günümüz demokratik mücadele tarzlarından biri olan ve de
kendini dayatan ve yine bunu yaparken sanatsal etik ve estetik
doyumu da insanlara yaşatan sinema gerçekliğine katarak
onu yaşamsallaştırmak biz Kürdler’in talepleri doğrultusunda
önemli bir hizmet üstlenecektir.

Sadece küçücük bir sahnesinde işkence görüntüsü olan
''Gece Yarısı Expresi' filmi Avrupa’yı ayağa kaldırırken acaba
Kürd gerçekliği önünde insanlık ne kıyametler koparacaktır!
Bir de şunu iyi algılıyarak; günümüzde iletişim araçlarının
mahremleri de delerek örneğin banyo gibi bir yere de girdiğini unutmamakla beraber....

Not: Sitemizde yayınlanan yazıların içeriği yazarını bağlar.
Haberler

Min Dit San Sebastian
Film Festivali'nde

Diyarbakır 3.
Uluslararası Film Günlerı

Press filmi Kürt
gazeteciliğini anlatıyor

2. Köln Kürt Film
Günleri'nin ardından /
Cudi Arif

Agıt, Hikmet Asutay

Kürt sineması'nda
karekterler problemi

Hewiti: Kumalık. Müjde
Arslan'dan yeni bir film /
Caner Canerik

Yakın planda Kürtler var

Kırmızı kalemle çizilen
insanların öyküsü

Transasia Express
belgeseli İsviçre'de
gösterime giriyor

Köln 2. Kürt Film Günleri

Bern Kürt Film
Festivali'ne hazırlanıyor

Close-Up Kürdistan
İstanbul'da

Genç yönetmen Erol
Mintaş

Şirin Cihani'ye İtalya'da
ödül

KurdishCinema.com'dan
senaryo ödülü

Kürt yönetmen Kalifa'ya
ödül

"Hayatın Tuzu" filmi
izleyiciyle buluştu

Butimar'a 9. Türkiye
Eczacılar Kongresi Kisa
Film Yarışması'nda
birincilik ödülü

Pirdesur Fransız Kültür
Merkezi'nde

Gitmek 14 Kasım'da
Türkiye sinemalarında

Gitmek filmine İsviçre'de
Türk sansürü

Kazım Öz'ün Fırtına filmi
14 Kasım'da
sinemalarda  

2. Paris Kürt Film
Festivali

Montreal Dunya Filmleri
Festivali

“Siyabo”nun belgeseli
çekildi

"Gurê bi Zengil" kurgu
aşamasında

Gerilla-yönetmen Halil
Dağ yaşamını yitirdi

İkinci Hamburg Kürt Film
Günleri Halil Dağ'a
adandı

Fırtına’ İstanbul Film
Festivali’nde

'Narkolepsi' Ankara Film
Festivali'nde

Oldenburg Kürt film
günler başladı

Paris Kürt video
sergisine davet

"Zarokên Axa Qelişî" adlı
Kürtçe filmin galasına
sansür

Gure bi Zingil’ın
çekimleri tamamlandı

‘Zarokên Ax a Qelişî’
Ceylanpınar’da

13 Kurşun'a onur ödülü

Yusuf Yeşilöz'ün son
belgeseli; Müzik Aşkı

Yüksekovalı oyuncu
Fransa yolcusu

Charlie Chaplin 30 yıl  
önce yaşama veda etti

Kürt oyuncu aranıyor

Londra’da Kürt filmlerine
yoğun ilgi

'Trajedilerin hepsi
senaryo oldu

1. Paris Kürt Film
Festivali başladı

Dortmund'da Kürt Film
Haftası

Diyarbakır'da ilk çocuk
sinemacılar

5. Londra Kürt Film
Festivali'ne çağrı

Nusaybin'de film
gösterisi

Mazıdağı'nda Mehmed
Uzun Festivali başladı

Amsterdam Kısa Film
Festivaliı

Ingmar Bergman öldü

Forster’den Kürt filmi

‘Son Oyun’a Fas’tan ödül

Hakkari'nin ilk Kürtçe filmi

Madımak Katliamı
belgesel oldu

Son Oyun'a Fas'tan davet

Filmi icin yardim bekliyor

Ankara'da belgesel
gösterimi

Cannes Film Festivali
başlıyor

Yarım Ay'a bir ödül de
Portekiz'den

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri'ne büyük ilgi

Amin Korki'ye
Singağur'da iki ödül

Ankara Kürt Film Günleri
18 Mayıs'ta başlıyor

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri

Dol'un Almanya galası
yapıldı

Hamburg'dan Kürt
filmleri geçti

Hamburg Kürt Film
Günleri

Kürt filmleri Hamburg'da

'Tandır' filmi festivallerde

Tünelin ucundaki ışık gibi

Hamburg Kürt Film
Festivali Programı

Hamburg Kürt Film
Festivali başlıyor

Paris Kürt Film Festivali

Yarim Ay Portekiz,
Amerika ve Almanya'da

David Tolhildan
Hamburg'ta

Haber Arşivi >>>