Boyalı kuş, idealist karınca

Caner Canerik

KurdishCinema /  10 Şubat 2009                               

Boyalı Kuş, hayallerine kavuşmak için 5-6 farklı işte çalışan, günü
48 saat yaşayan bir insanın belgeseli. Yönetmeni, 29 yaşında bir
Kürt kızı; Bingöl Elmas. Erzurum Hınıs doğumlu olan Elmas,
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun olduktan
sonra uzunca bir süre çeşitli televizyon ve gazetelerde çalıştı.
Ancak, sistemin içerisinde, hayatı tekrar edip duran olaylarla
izlemek ona göre değildi. Tüm kariyerini bıraktı ve Belgesel
Sinemacılar Birliği'nde çalışmaya başladı. Geçtiğimiz yıl ise ilk
belgesel filmini çekmeye karar verdi. Onu bu belgesel
düşüncesini uyandıran, gösterim için gittiği İznik'te tanıştığı                               
Bingöl Elmas
biriydi; İbrahim Er. Er, hayal kuruyor, hayallerinin peşinden koşuyor,
etrafında kimse kalmıyordu. Ama o yine de hayallerine doğru koşmaktan vazgeçmiyordu. Çünkü
o bir 'Boyalı Kuş'tu.

'Kim Deli?'

Er, hem kendisinin hem de çocuklarının piyano çalmasını
istiyordu. Çocukları bale, yabancı dil öğrensinler istiyor; bu
amacına ulaşmak için yapmadık iş bırakmıyordu. İbrahim Er İznik
Belediyesi'nde; Anos, evlendirme memuru, çaycı, iş çıkışında
parkta garson, akşamları hamamda tellak. Kıraç bir tarlası var, bir
şeyler ekip biçiyor ama oradaki geleneksel anlayışla değil.

8 saat yolculuk niçin?

Er, her hafta sonu 8 saat yol katediyor. Çünkü Timur Selçuk'tan
müzik dersi alıyor ve kızına da aldırtıyor. Yolun büyük bir bölümünde
trenle seyahat ediyorlar. Gecenin saat 2'sinde indikleri Mekece'de,
süt almaya gelen kamyonlara otostopla binip ancak gece 3-4 gibi evde olabiliyorlar. Yaklaşık
olarak 20 yıldır piyano dersi alıyor. 'Elden düşme' aldığı piyanosunu, evine sığmadığı için bir
dönem 'ek iş' olarak yaptığı kantarcılık firmasının bürosuna kuruyor. Sırf piyano çalabilmek için
arkadaşlarının mesailerini de tutmaya başlıyor.
İbrahim o kadar kendini kaptırmış ki, sadece kendisinden değil, karısından da bu meraklar
uğruna vazgeçmekten bile kaçınmamış.

'Nazar Boncuğu'

Bingöl Elmas, onun uğraşını, emeğini, çabasını takdir ediyor.
Ancak, bunun nedenini tam olarak anlamakta zorlanıyor. İdealizm
mi? Aristokrat olma hayali mi? 'Bunun cevabını ben değil kendisi
veriyor. İnsanlar, rol modeller seçerler, ya da okulda kendilerine
empoze edilen rol modellerden kendilerini kurtaramayabilirler.
Öğretmen, sanatçı, baba vs. taklit etmeye başlarken onları
bulabiliyoruz karşımızda. Kendisi için, var olan dışında, var olma
çabası. Özdeşleştirme çabası.'

'Zamane Çocukları!'

İbrahim, 'hayallerini' çocuklarına da yansıtıyor. Küçüklüğünden
itibaren çocuklarını, basketbol, voleybol, resim, gitar, piyano gibi, ancak Bursa, İstanbul gibi
büyük kentlerde olan tüm kurslara yollamış. Ancak çocukların hayalleri bu hayallerden başka
olsa gerek ki Bingöl, 'Babalarına hayranlık duyan çocuklar görmeyi umuyorsunuz. Kızının
babasıyla ilişkisi yine de olumlu.

Ancak oğlu, 'uğraşların gereksiz olduğunu, vazgeçmesi gerektiğini' düşünüyor' diyor. Babanın
idealist tavrından etkilenen yönetmen, bu yüzden oğulu bencil bulduğunu saklamıyor. Ancak,
'zamane genci' babasını anlamakta zorlanıyordu. İdealler ona ve içerisinde bulundukları
dünyaya yabancıydı.
Makaleler

Bir kahır zaman anlatısı;
"Uzak", Kemal Yıldızhan

Politika ve Sinema:
Bahoz, Kamuran Çakır

Gitmek ve bir Türk kızı bir
Kürde aşık olursa /
Müjde Arslan

Dizi dizi şovenizm / Ömer
Leventoğlu

Hollywood'a karşı
alternatif sinema

Bir kuşağı anlamak /
Ewrehmun Baydemir

Bahoz Fırtına üzerine /
İsmail Beçikçi

Mansur Tural ile ‘Orası
Soğuk' filmi üzerine
söyleşi

Kürlerle Türk Sineması /
Müjde Arslan

Bahman Ghobadi ve
Sisin Metafizik Sineması
/
Kamuran Çakır

Kürt sineması için ortak
bir strateji arayışı

“Pars - Narkoterör”ün
Kürtçe Dil Politikası /
Omer F. Kurhan

Bir hatırlama çabası: 38
Belgeseli üzerine

“Kürt sineması estetikten
ödün vermemeli” / Medet
Dilek'le röportaj

Hüseyin Karabey'in
'Gitmek' filmi gösterime
giriyor

Kürtlerin haklı davası
için...

2007’de Kürt Sineması /  
Devrim Kılıç

"Kürt Sineması
gelişmeye açık"

"Kürt sinemacıları
cesaretlendiriyoruz"

Kürdistan artık çok ‘yakın’

'Trajedilerin hepsi
senaryo oldu’

1. Paris Kürt Film
Festivali başarılı geçti

Yeni bir film " Phêti " /
Caner Canerik

Kağıtçılar:  “Doza we,
dozame ye“ /
Medet Dilek

Belçim Bilgin'le röportaj:
Kürt
değerleri ile
büyüdüm

Dol: Güzel bir konunun
kötü anlatımı

Nazmi Kırık sınırları
aşıyor

Bir gün şehre bir film
gelir

Jalal Jonroy: 'Kürtler'in
sinemaya ihtiyacı var'

Genç yönetmen Buket
Aydın’dan iddialı bir
belgesel : İnsan-i Kamil

Gerçekliğin karanlık şiiri

Bir sürgün sineması
olarak Kürt Sineması:
Kendini sesini
görmek

Belgesel-kuşku ilişkisi

Gönül Yarası: 'Son
Mohikan’dan 'Gece
Bekçisi’ne, ya da ‘Genç
Kız ve Ölüm’ü Beklerken

Öfkeli ve özgür
yönetmenler

Nasıl bir sinema?

Sarhoş Atlar Zamanı
filminin dramatik
çözümlemesi

Caner Canerik'ten
çarpıcı bir belgesel: Was

Bir yaraya parmak
basmak istedim

Yangında filizlenen çiçek

Ünlü İtalyan yönetmen
Passolini

Kameramı kırsalarda
film çekeceğim

Kürdistani bir sinema
yaratmamız gerekiyor

Sessizlik kelimelerden
daha fazlasını anlatır

Ghobadi'nin Altın Lale
yolculuğu

Diyarbakır'da Kürt Film
Festivali

Çarpici bir belgesel
örnegi; Can Baz

Yılmaz Güney'in Kürtlüğü

Özgürlesme sorunu ve
sinema

Dersim 38

David ve Leyla:
Kültürel önyargilarin
elestirisi

Gölgenin sesi: Si u Ba

David ve Leyla

Si u Ba (Gölge ve Rüzgar)

Kürt düsmanligi üzerine
bir film

Nergisler Açmali

İlk Kürt filmi Zere

Türk Sinemasi'nda
Kürtler

Yilmaz Güney'le röportaj

Yusuf Yesilöz ile röportaj

Makale Arşivi  >>>