Ceylan Önkol'un hayatı film oldu

KurdishCinema / 18 Şubat 2010                               

Askeri tesislerden hedef gözetilerek atılan havan
topuyla parçalanarak hayatını kaybeden Ceylan
Önkol’un hayatı film oldu. Ceylan ve savaş
mağduru diğer çocuklar anısına, Ferit Karahan
tarafından Batman’da başlanan filmin çekimleri
tamamlandı.

Diyarbakır Lice’ye bağlı Şenlik mezrası
sınırlarında bulunan Yayla Karakolu 28 Eylül'de
atılan havan topuyla hayatını kaybeden Ceylan
Önkol'un hayatını anlatan ‘Beriya Tofanê’
(Tufandan Önce) filminin çekimleri tamamlandı.
16 dakikalık filmin yönetmeni Karahan,
savaşlarda hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen en çok mağdur olan çocukların durumuna
dikkat çekmek istediklerini söyledi.

Senaryosunu Harun Özmen ve Ferit Karahan’ın yazdığı ve Batman’da çekilen film, Ceylan Önkol
şahsında bölge çocuklarının yaşadığı devlet, aile ve mevcut koşullar üçgenindeki ikilemini
anlatıyor.

Asıl işi reklamcılık olan Karahan, “Ceylan’ın ölümünden sonra onunla ilgili bir film yapıp bir
şeyler adamak istedim. Batman’da bazı arkadaşların teşviki ve desteğiyle başladık filme.
Bölgedeki o savaş kalıntılarını anlatmak istedik. İki ay falan hazırlık çalışmaları sürdü. İki günde
çektik ve bir ay kurgusu sürdü. Ailesiyle görüşmedik çünkü kurmaca bir şey bu film. Oradan feyiz
aldım ama bu sonuçta bizim kurduğumuz bir film. Filmi bütün savaş mağduru çocuklara adadık.
Ceylan son derece gözümüzün önünde gerçekleşen bir olaydı. Son zamanlarda gelişen bir olay
olduğu için o biraz ayrı tutuluyor. Ben daha önce İHD’nin bir çalışmasında yer aldım. Mayınlarla
ilgili bir çalışmaydı. Çocukların hayalleri, gelecekleri, gelecekleri, ailelerin durumları, devlet
baskısı altında olmalarının durumu gibi sorunlarını gördüm. O zamandan gelen bir istekti böyle
bir film yapmak” diye konuştu.

Türkiye’de en küçük çözüm önerilerinin bile fırtınalar kopardığını ancak her şeyin arasında
çocukların mağdur edildiğini ifade eden Karahan, “Aslında filmimizin kahramanı iki durum
arasında sıkışmış durumda. İki gemi var soyut olarak, biri baba biri devlet. İkisi kendisine
çekmeye çalışıyor karakterimizi. İki gemi arasında bağlı bulunan bir durum gibi. Onun üzerine
kurmaya çalıştık. Bu ülkede en büyük çözüm önerisi bile büyük bir tufan olabiliyor” dedi.

Minimalist bakış açısıyla çekmeye çalıştıkları filmde tamamen o bölgeye has metaforlar
üzerinden hareket ettiğini kaydeden Karahan, “O bölgeyi çok iyi biliyorum. Orda doğdum
büyüdüm. Oraya ait bir yaşamımız var. Kendi doğallığından, Mezopotamya’ın kendi
doğallığından gelen bur durumu var filmin. Kadının öykü anlatması buralara has bir mevzu.
Oradakilerin doğal halleri içinden, rutin yaşamlarından gelen bir dil oluşturmak istedik. Çekim
aşamaları çok sıkıntılı geçti. Ön hazırlığını çok iyi yapıyorum. Ben bir reklamcıyım ve bütün bu
aşamaları son derece profesyonelce yapmaya çalışıyorum. Hepsinin storyboardalırını çizdim.
Alt yapısı üzerinde uzun süre çalıştık” diye konuştu.

Fiili bir sıkıntıyla karşılaşmamış olsalar da bölgede film çekmenin zahmetli ve zor bir iş
olduğunu sözlerine ekleyen Karahan, “Bölgede bir film yapmak çok zor. Devlet çok paranoyak,
insanlarımız çok paranoyak çünkü. Orada zorluklar yaşadık tabi ama yapımcımızın her şekilde
sahiplenmesi ve zorluk çıkarmaması sayesinde üstesinden gelebildik” dedi.

Yatılı Bölge Okulları ile ilgili bir film çekmek istediğini, bunun için bakanlıktan senaryo desteği
aldığını ve önümüzdeki dönemde bu filme de başlayacağını aktaran Karahan, filmi ilk başta
olabildiğince çok sayıda izleyiciye ulaştırmaya çalışacağını, daha sonra da bütün festivallere
başvuracaklarını belirtti.

Filmde, Ömer Şahin, Taies Ferzan, Ayhen Eren ve Zilan Alkan rol alıyor.


Kaynak: ANF
Yorum ve Röportajlar

Bêzar ve Alataş: Min Dît
ile gerçekleri anlattık

“Gitmek” ve Türk kızı
Kürt oğlana aşık olursa:
Hakim ulus kadınlık
rolünü asla kabul
benimsemez / Müjde
Arslan *

Dizi dizi şovenizm /
Ömer Leventoğlu

Hollywood'a karşı
alternatif sinema /
Özlem Galip

Bahoz - Bir kuşağı
anlamak / Ewrehmun
Baydemir

Bahoz/Fırtına Üzerine /
İsmail Beşikçi

Mansur Tural ile ‘Orası
Soğuk' filmi üzerine
söyleşi

Kürlerle Türk Sineması
/ Müjde Arslan

Bahman Ghobadi ve
Sisin Metafizik
Sineması / Kamuran
Çakır

Kürt sineması için ortak
bir strateji arayışı

“Pars - Narkoterör”ün
Kürtçe Dil Politikası /
Omer F. Kurhan

Bir hatırlama çabası: 38
Belgeseli üzerine

“Kürt sineması
estetikten ödün
vermemeli” / Medet
Dilek'le röportaj

Kürtlerin haklı davası
için...

2007’de Kürt Sineması
/  
Devrim Kılıç

"Kürt Sineması
gelişmeye açık"

'Trajedilerin hepsi
senaryo oldu’

Bertrand Blier den
sinema dersleri

1. Paris Kürt Film
Festivali başarılı geçti

Yeni bir film " Phêti " /
Caner Canerik

Kağıtçılar:  “Doza we,
dozame ye“ / Medet
Dilek

Belçim Bilgin'le
röportaj: Kürt değerleri
ile büyüdüm

Dol: Güzel bir konunun
kötü anlatımı

Nazmi Kırık sınırları
aşıyor

Bir gün şehre bir film
gelir

Jalal Jonroy: 'Kürtler'in
sinemaya ihtiyacı var'

Genç yönetmen Buket
Aydın’dan iddialı bir
belgesel : İnsan-i Kamil

Gerçekliğin karanlık şiiri

Kürdistan artık çok
‘yakın’

Bir sürgün sineması
olarak Kürt Sineması:
Kendini
sesini görmek

Belgesel-kuşku ilişkisi

Öfkeli ve özgür
yönetmenler

Nasıl bir sinema?

Sarhoş Atlar Zamanı
filminin dramatik
çözümlemesi

Caner Canerik'ten
çarpıcı bir belgesel:
Was

Yangında filizlenen
çiçek

Ünlü İtalyan yönetmen
Passolini

Kürdistani bir sinema
yaratmamız gerekiyor

Takeshi Kitano'dan
yönetmenlik dersleri

Sessizlik kelimelerden
daha fazlasını anlatır

Ghobadi'nin Altın Lale
yolculuğu

Diyarbakır'da Kürt Film
Festivali

Çarpici bir belgesel
örnegi; Can Baz

Yılmaz Güney'in
Kürtlüğü

Özgürlesme sorunu ve
sinema

Dersim 38

David ve Leyla:
Kültürel önyargilarin
elestirisi

Gölgenin sesi: Si u Ba

David ve Leyla

Si u Ba (Gölge ve
Rüzgar)

Kürt düsmanligi üzerine
bir film

Nergisler Açmali

İlk Kürt filmi Zere

Türk Sinemasi'nda
Kürtler

Yilmaz Güney'le röportaj

Yusuf Yesilöz ile
röportaj

Makale Arşivi  >>>