Dersim'de kaybolan kızlar belgeseli

KurdishCinema / 17 Ekim 2009                               

1938 yılının Dersim'i bugünün Tunceli'sinde
yaşanan olayların ardından ailelerinden koparılan
kız çocuklarının izini süren yazar ve yönetmen
Nezahat Gündoğan çarpıcı öykülere ulaşmış.
Gündoğan bu öyküleri belgesel yapıyor

Nezahat Gündoğan... 1937-38 yılları arasında
Dersim olarak bilinen bölgede yaşananları ve o
dönem onlarca çocuğun devlet tarafından
ailesinden, köyünden koparılarak evlatlık veriliş
öykülerini araştırmak için yola çıkmış bir
Dersimli. Bugün yaşları 80 ile 85 arasında olan
10'dan fazla kayıp kız çocuğuna ulaşan Gündoğan, yaşanılan bu dramı yine o kayıp kız
çocukların ağzından kayıtlara geçmek için bir belgesel hazırlıyor. Gündoğan, bizi kırmayarak
kamuoyuna sunulduğunda çok ses getireceğine inandığı o belgeselden bazı ipuçlarını
SABAH'a anlattı.

Nereden geldi bu belgeseli hazırlamak aklına?

Köken olarak Dersimliyim. Hep 1938 ve sonrasına dair trajik hikâyeleri dinleyerek büyüdüm.
Yaşadığımız ülkede insanların yazılmayan tarihlerine karşı bir duyarlılığım var. Dersim tarihi
üzerine bir çalışma yapıyorum yaklaşık üç senedir. Ancak benim filmimde esas üzerinde
durduğum bu tarihsel süreci başlı başına ortaya kurmak değil, bir arka planı anlatmak.
Üzerinde asıl durduğum konu 1938'de katledilenler, sürgüne gönderilenlerin yaşadıkları
dramları dışında bir de o dönem çocukların yaşadığı dramlar. O dönem aileleri öldürülen ya da
ailelerinden zorla alınan çocuklar. Özellikle de kız çocukları. Bunları anlatmak istiyorum.

Kayıp çocukların öykülerini anlatacaksın yani...

















Kayıp değiller aslında. Araştırmamda bu çıktı ortaya. Hepsi o dönemde devlet tarafından kayda
alınmış ve kaybolduğu sanılan o çocukların özellikle rütbeli asker ailelerinin yanlarına evlatlık
olarak verildiği çıktı ortaya. Ben bu belgesel için yola çıkarken bunun birkaç çocukla sınırlı
olduğunu sanıyordum. Ancak gördüm ki birkaç değil, onlarca çocuk. Belki de yüzlerce...

Devlet kayda almış derken ne demek istiyorsun?

O çocuklar hangi askerin himayesine verilmiş ise dönemin yetkili kurumları bunu kayda
geçirmiş demek istiyorum. Çok enteresan bununla ilgili bir belgeye bile ulaştık. Dersimli İsmail
Koç, o katliamdan 3 yıl sonra yani 1941'de hem kendi kızı hem de kardeşinin kızının izini
sürmek için yola çıktığında, yetkili makamlara başvurduğunda kendisine bir belge veriliyor.
Dönemin Salihli Kaymakamı imzasıyla İsmail Koç'a yazılı olarak deniliyor ki "Aradığınız kızlar
Yarbay Münip Yılmaztürk'ün nezaretindedir."

Çok ilginç. Peki sonra ne oluyor?

Sonrası çok tuhaf. İsmail Koç, yanında bir güvenlik
görevlisi ile birlikte o yarbayın evine gidiyor. İstanbul
Bebek'teki. Yarbayın eşi, "Eşim evde değil. Şu an
müsait değilim. 3 gün sonra gelin" diyor. 3 gün sonra
gittiğinde ise kafası kazıtılmış, başka iki kız çocuğu
çıkarılıyor karşısına. "Bunlar benim aradıklarım değil"
diyor. Yarbayın eşi ise, "Bizdekiler bunlar" deyip, kapıyı
kapatıyor. Dersimli İsmail daha sonra yine iz sürmeye
çalışıyor ama muvaffak olamıyor. İşte belgeselin ana
konusu da bu bulunamayan iki amca kızı ile bulunan bir
başka amca kızlarının öyküsünü tüm dramıyla gözler
önüne seriyor.

Bulunan amca kızlarının öyküsünü anlat bize biraz...

Bunlardan biri Samsun'da bir asker aileye evlatlık
verilmiş. Aklı eriyor olan bitene. 10 yıl sonra ailesini
bulmak için yola çıkıyor ve buluyor onları. Diğeri ise şu
anda Adıyaman'da yaşıyor. O da ailesini 65 yıl sonra buluyor. Filmde ve daha sonra kitaba
dönüşecek bu öyküleri onların ağzından çok daha detaylı öğreneceksiniz. İnanılmaz dramlar var
bu öykülerde.

Sadece kız çocukları mı var belgeselinde.

Evet. Ne yazık ki sadece kız çocukları. Bu bir devlet politikası çünkü. Röportaj yaptığım bir
kadına, "Niye sizi evlatlık verdiler?" diye sorduğumda, "Hükümet kararıydı bu" dedi. Benim
üzerimde durduğum en önemli konulardan biri bu.

O zamanki devletin bu kararındaki niyet neydi?

37-38'de neler yaşandığı bir parçası olarak dedim ya çeşitli projeler geliştirildi. Şimdi o süreçte
"Ulus yaratma da, dil ve kültür birliği yaratma da" önemli konulardan biri de özellikle kız
çocuklarının yetiştirilmesiydi. Evlatlık olarak kızlar verilmiş. Verilemeyenler için de Elazığ'da
Sıdıka Avar adlı bir öğretmenin öncülüğünde bir kız enstitüsü kurulmuş. Kız çocukları oraya
gönderilip bunlara Türk kültürü öğretiliyor. Avar kendini misyoner bir Türk öğretmeni olarak
tanımlıyor. Tek amacı da Türk dilini ve kültürünü o bölgedeki kızlara aşılamak ve öğretmek.

DERSİMLİ İSMAİL KOÇ'A VERİLEN EVLATLIK BELGESİ

1938 olaylarından 3 yıl sonra kızının ve yeğeninin izini süren İsmail Koç'a dönemin Salihli
Kaymakamı Necati Vardar tarafından verilen yazıda aynen şöyle deniliyor: Kazamızın Tatarislam
köyüne yerleştirilen Tunceli göçmenlerinden hüseyin oğlu İsmail koçun İstanbul da
bulunan yarbay Münip Yılmaztürk'ün nezdinde bulunduğu anlaşılan kız çocuklarını alıp gelmek
üzere Dahiliye vekaletinin emirlerine atfen Manisa valiliğinin emniyet müdürlüğünün ifadesine
1/2/941 gün ve 3/1 D.41/137 sayılı emirleri mucibince mazereti tahakkuk etmiş bulunmasından
İstanbul ve Zonguldağa gidip gelmek üzere 15 gün mezuniyet verilmiş olduğuna dair vesikadır.
5/2/941

YILLAR SONRA AİLELERİNE KAVUŞTULAR

Huriye ve Fatma amca torunları. Aynı köyde
dünyaya geldiler. Çocukluklarının ilk yılları
birlikte geçti. 1938 harekâtıyla ailelerinden ve
köklerinden koparıldı. Harekâtı yönetenler
tarafından Huriye Samsun'da, Fatma ise
Malatya'da rütbeli askerlere "evlatlık" verildi.
Huriye 10 yıl, Fatma ise 65 yıl sonra ailesine
kavuşabildi.

Eski Genelkurmay Başkanı Orbay iki Dersimli
kızı evlat edinmiş

Neden özellikle kız çocukları?

Çünkü şu mantığın yön verdiğini düşünüyorum. İsmet İnönü'nün hazırladığı Kürt-Doğu
raporlarında da özellikle "Dil birliğini, kültür birliğini, ulus birliğini yaratmak zorundayız, onun için
de aile çok önemli. Aileyi de var eden kadındır" deniliyor. Dolayısıyla yeni kuşakların da iyi Türk
olarak yetişmesini sağlamak anlamına geliyor.

Bize vereceğin bir örnek var mı?

Olmaz mı? Mesela 38 harekâtını yöneten Kazım
Orbay. Eski Genelkurmay Başkanı. Belgeselde
ulaştığımız örneklerden biri o mesela. Orbay'ın
bir erkek çocuğu var. Ona rağmen iki Dersimli
kızı evlat edinmiş. Daha doğrusu besleme olarak
almış yanına. Çünkü nüfusuna geçirmemiş.

Bulabildin mi onları?

Evet kimsenin bilmediği bir gerçekti ne yazık ki
bu. Biri 13-14 yaşlarında, diğeri 6-7 yaşlarında
aynı köyden iki kız. Kızlardan biri konuşmak
istemedi.

Ailelerinden nasıl koparılmış ve evlatlık verilmişler?

Ondan fazla kişiye ulaştım. Ve hepsinin ortak noktası şu öykülerinde. Mesela bu çocuklar
Elazığ'da toplanıyor. İlk etapta saçları kazıtılıyor, elbiseleri değiştiriliyor ve medenileştiriliyorlar.
Bunlar birbirinden bağımsız dinlediğim öyküler. Sonra da merkezi bir yerde toplanıp ya bir
okulda toplanıyorlar ya da askerinin denetiminde olan bir yerde oradan da Türkiye'nin değişik
illerine ailelerin olduğu yerlere dağıtılıyorlar.

Genelkurmay'ın elindeki bilgi ve belgeleri paylaşmasını isteriz

Belgesel ne zaman izlenecek?

Çok kısa bir zaman sonra. Kaba montajını yaptık.
Film bitince kitabı yazmaya başlayacağım.

Amaç kayıpları bulmak mı?

Tabiii ki değil. Benim de, bu filme destek olan
akademisyenlerin de asıl amacı Türkiye'nin karanlıkta
kalmış, üstü örtülmüş bilinmeyen tarihin aydınlanmasını
sağlamak. Bu bir yüzleşme aslında.

Yetkililerden istediğin bir şey var mı?

Onlara bir mesajın. Bir kere en başta Genelkurmay'ın
elindeki bilgi ve belgeleri bizimle paylaşmasını isteriz.
Hala bulunamamış onlarca kişiye ulaşmak ve onları
aileleriyle kavuşturmak için Genelkurmayın desteğine
ihtiyacımız var. Ve eğer ki demokratik açılım konusunda samimi ise yetkililer bu belgeleri
açıklamaları lazım. Bu evlatlıklar artık 80'li yaşlarda. Bunları eski kültürüne mi döndüreceksin?
Mümkün değil ama en azından nereden geldiğini, neler yaşadığını görmesi ve hayata gözlerini
yummadan rahat bir nefes alması sağlanır bu açılımla.

* Sabah gazetesi

İlgili haber

‘Dersim’in evlatlıkları’ belgesel oluyor
Haberler

‘Min Dît’ JİTEM’i gösterdi
Altın
 Portakal karıştı

Min Dit San Sebastian
Film Festivali'nde

Diyarbakır 3.
Uluslararası Film Günlerı

Press filmi Kürt
gazeteciliğini anlatıyor

2. Köln Kürt Film
Günleri'nin ardından /
Cudi Arif

Agıt, Hikmet Asutay

Kürt sineması'nda
karekterler problemi

Hewiti: Kumalık. Müjde
Arslan'dan yeni bir film /
Caner Canerik

Yakın planda Kürtler var

Kırmızı kalemle çizilen
insanların öyküsü

Transasia Express
belgeseli İsviçre'de
gösterime giriyor

Köln 2. Kürt Film Günleri

Bern Kürt Film
Festivali'ne hazırlanıyor

Close-Up Kürdistan
İstanbul'da

Genç yönetmen Erol
Mintaş

Şirin Cihani'ye İtalya'da
ödül

KurdishCinema.com'dan
senaryo ödülü

Kürt yönetmen Kalifa'ya
ödül

"Hayatın Tuzu" filmi
izleyiciyle buluştu

Butimar'a 9. Türkiye
Eczacılar Kongresi Kisa
Film Yarışması'nda
birincilik ödülü

Pirdesur Fransız Kültür
Merkezi'nde

Gitmek 14 Kasım'da
Türkiye sinemalarında

Gitmek filmine İsviçre'de
Türk sansürü

Kazım Öz'ün Fırtına filmi
14 Kasım'da
sinemalarda  

2. Paris Kürt Film
Festivali

Montreal Dunya Filmleri
Festivali

“Siyabo”nun belgeseli
çekildi

"Gurê bi Zengil" kurgu
aşamasında

Gerilla-yönetmen Halil
Dağ yaşamını yitirdi

İkinci Hamburg Kürt Film
Günleri Halil Dağ'a
adandı

Fırtına’ İstanbul Film
Festivali’nde

'Narkolepsi' Ankara Film
Festivali'nde

Oldenburg Kürt film
günler başladı

Paris Kürt video
sergisine davet

"Zarokên Axa Qelişî" adlı
Kürtçe filmin galasına
sansür

Gure bi Zingil’ın
çekimleri tamamlandı

‘Zarokên Ax a Qelişî’
Ceylanpınar’da

13 Kurşun'a onur ödülü

Yusuf Yeşilöz'ün son
belgeseli; Müzik Aşkı

Yüksekovalı oyuncu
Fransa yolcusu

Charlie Chaplin 30 yıl  
önce yaşama veda etti

Kürt oyuncu aranıyor

Londra’da Kürt filmlerine
yoğun ilgi

'Trajedilerin hepsi
senaryo oldu

1. Paris Kürt Film
Festivali başladı

Dortmund'da Kürt Film
Haftası

Diyarbakır'da ilk çocuk
sinemacılar

5. Londra Kürt Film
Festivali'ne çağrı

Nusaybin'de film
gösterisi

Mazıdağı'nda Mehmed
Uzun Festivali başladı

Amsterdam Kısa Film
Festivaliı

Ingmar Bergman öldü

Forster’den Kürt filmi

‘Son Oyun’a Fas’tan ödül

Hakkari'nin ilk Kürtçe filmi

Madımak Katliamı
belgesel oldu

Son Oyun'a Fas'tan davet

Filmi icin yardim bekliyor

Ankara'da belgesel
gösterimi

Cannes Film Festivali
başlıyor

Yarım Ay'a bir ödül de
Portekiz'den

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri'ne büyük ilgi

Amin Korki'ye
Singağur'da iki ödül

Ankara Kürt Film Günleri
18 Mayıs'ta başlıyor

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri

Dol'un Almanya galası
yapıldı

Hamburg'dan Kürt
filmleri geçti

Hamburg Kürt Film
Günleri

Kürt filmleri Hamburg'da

'Tandır' filmi festivallerde

Tünelin ucundaki ışık gibi

Hamburg Kürt Film
Festivali Programı

Hamburg Kürt Film
Festivali başlıyor

Paris Kürt Film Festivali

Yarim Ay Portekiz,
Amerika ve Almanya'da

David Tolhildan
Hamburg'ta

Haber Arşivi >>>