KurdishCinema

David ve Leyla:

Kültürel önyargıların eleştirisi ve sevginin kutsanması

Devrim Kılıç / 29.07.06 / Melbourne

Uzun zamandır, Amerika’da yaşamakta olan Kürt yönetmen
Jalal Jonroy’un ‘David ve Leyla’ filmini görmek istiyordum.
En sonunda filmi New York’ta yönetmenin mütevazi
apartman dairesinde izleme şansım oldu. Küçük bir
televizyon ekranında izlemiş olsam da filmi oldukça etkileyici
ve cesur bulduğumu söylemeliyim.

New York sokaklarında yaklaşık 6 saat aşırı derecede sıcak ve nemli bir havada dolaştıktan
sonra Jonroy’un filmi beni hemencecik serinletti, espirili diyalog ve komik sahneleriyle. Jonroy
beni ve yanımda bulunan ablamı odada yalnız bırakarak çalışma odasına çekildi, yanımızda
oturarak bizi ‘etkilemek’ istemiyordu filmi izlerken. Zaten yönetmenin apartman dairesi aynı
zamanda çalışma ofisi. Her tarafta filmle ilgili dokumanlar göze çarpıyor ve bir dolap içerisinde
filme ait kostümleri gösteriyor bize sevgili Jonroy.  

Hemen söylemek isterim ki, David ve Leyla her ne kadar yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olsa
da oldukça etkileyici ve güzel bir film. Ama eminim filmi büyük bir sinema ekranında izlemek
görüntüler ve müzik açısından daha iyi bir izlenim yaratırdı.

Kısıtlı bir bütçe ve iyi bir prodüksüyon ekibinin yokluğuna rağmen Jonroy oldukça profesyonel bir
film çıkarmış ortaya, özellikle oyuncuların performansı başarılı. Filmin senaryo yazarı da olan
Jonroy, espirileri öyle bir yerleştirmişki filme, komedi boyutu hibır şekilde filmin Kürtler hakkında
bilgilendirici olmasını da engellemiyor.

    David ve Leyla romantik-komedi tarzında ve politik boyutu
    da olan bir film. Jonroy genel anlamda dinler, kültürler ve
    milletler arasında var olan karşılıklı önyargıların cesurca
    eleştirisini yapıyor filmde. Yönetmen ‘batı’ dünyasının
    Kürtler’e bakış açısını eleştirken, İsrail-Filistin sorununa da
    göndermeler yapıyor. Ayrıca Müslümanların Yahudiler’e ve
    Yahudiler’in de Müslümanlar’a bakışlarındaki önyargıları
    gözler önüne seriyor ve bu önyargıların komikligini
    gösteriyor. Film kültürel önyargıları eleştirirken sevgiyi
    kutsuyor ve daha iyi bir yaşam için ‘ötekini’, ‘öteki’ olarak
    kabul etmemiz gerektiğini hatırlatıyor izleyicilere. Kültürel
    önyargılardan kurtulmanın, dinler arasındaki anlamsız
    kavgalara son vermenin en gerçekçi yolunun farklılıklarıyla
    ‘öteki’ olgusunu özümsemek ve olduğu şekliyle kabul
    etmek olduğunu vurguluyor film bir anlamda.

Gerçek bir aşk öyküsünden esinlenilerek yağılan film genç TV yapımcısı Yahudi kökenli David ve
Kürt-müslüman Leyla arasındaki aşk etrafında örülmüş. David New York sokaklarında ilk
karşılaşmasında Leyla’la aşık olur. İnsanların sex hayatıyla ilgili sokaktaki insanlarla röportajlar
yapan David, Leyla’ya da sex hayatıyla ilgili bir soru sorduğunda aldığı cevap bir okkalı bir
tokattır. Güney Kürdistan’dan Amerika’ya dayısı Ali’in yanına gelmiş olan güzel ve çekici Leyla
oturma izni alamamıştır ve sınırdışı edilmeyle yüzyüzedir. Filmde olaylar New York’ta geçiyor
ama kimi zaman Kürdistan görüntüleride perdeye yansıyor.

Bütün büyük aşklar da bir çeşit nefretle başlarmış ya bu filmde de öyle oluyor; ilk başlarda
şımarık bulduğu David’e zamanla aşık olmaktan kurtulamayan Leyla ‘doğal olarak’ ailesinden
tepki alır. Yahudi bir damadı kabul etmek pek de kolay değildir Müslüman bir Kürt için. Ama
böyle bir aşka David’in muhafazakar ailesi de razı olmazlar. Oğullarının müslüman bir kıza aşık
olmasına anlam veremeyen anne ve baba telaşa kapılır ve olası bir evliliği engellemek
ellerinden geleni yaparlar. David ve Leyla aşklarını yaşamak için önce kültürler ve dinler
arasında var olan önyargıları aşmak zorundadırlar. Film bu aşka ailerin, özellikle David’in
Yahudi anne va babasının, gösterdiği tepki üzerine yoğunlaşıyor böylece.
Önyargılar ne kadar derin ve büyük olursa olsun sevginin gücü karşısında erimeyecek çelik,
yumuşamayacak bir radikal de yoktur. Her iki aile de David ve Leyla’nın aşkını onaylamasa da
aşıkların sevgisi kültürel ve dinsel önyargıların sınırını aşar ve bu önyargıların ne kadar da
gereksiz ve hatta saçma olduğunu gösterir bizlere.

David ve Leyla arasındaki ilişki ve sevgi derinleştikçe iki aşık da
değişir. Önyargılı olan sadece aileleri değildir tabiki, zamanla
dahada yakınlaşan ikili birbirlerinin kültürlerini anlamayı ve
olduğu gibi kabul etmeyi öğrenirler. Leyla Halepçe katliamından
etkilenmiş bir Kürt’tür ve aklı hep Kürdistan’dadır. David’le her
buluşmasında ona Kürdistan’dan ve Kürtler’in çektiği acılardan
bahseder. İlginç olan şu ki Leyla Manhattan sokaklarında nereye baksa gökdelenler yerine yüce
Kürdistan’ın dağlarını görür. İkilinin yaşadığı aşk David’i müslüman, Leyla’yı da Yahudi yapar
bir dereceye kadar. En sonunda önyargılar kırılır ve sevgi üstün gelir, böylece aşıklar evlenmeyi
başarır.

Filmin sonunda Leyla ülkesi Kürdistan’a hala aşık ve Kürtler’in özgür geleceği için eşinin
Yahudi ailesiyle dua ederken görülür. Ve hatta Leyla bu tutucu Yahudi aileye hiç olmazsa ‘bazı
Filistinliler’ için de dua ettirtir. Leyla’nın yeni ailesiyle okuduğu Yahudi dualarının ardından David’
in anne ve babasına da söylettiği tek söz ‘Gelecek yıl Kürdistan’da inşallah!’tır.

David ve Leyla filmi böyle tartışmalı bir aşkı konu edinirken Kürtler’in yaşadığı acıları da dile
getirmeyi ihmal etmiyor. Bu anlamda film oldukça bilgilendirici ve Türkiye’de yakılan 4 bin Kürt
köyünün yanı sıra Saddam rejiminin yaptığı katliamlara ve Amerikan yönetiminin Kürtler’i siyasi
ve ekonomik çıkarları temelinde kullanmış olmasına da göndermeler var. Film hem eğlendirici
hem de bilgilendirici romantik bir komedi.

Film bir parça ‘Benim Büyük Şişman Yunan Düğünüm’ ve ‘Mansun Düğünü’ filmlerine benziyor
ama David ve Leyla'nin kültürel önyargıları eleştirisi daha derin ve gerçekçi ve hatta devrimci.
Sex konusuna yaptığı bazı göndermeler nedeniyle özellikle bazı Kürt izleyicilerin tepkisini
çekebilir film ama filmi anlamak için ‘önyargılardan’ uzak bir izlemenin gerektiğini de
hatırlatmalıyım burada.

    Jalal Jonroy romantik güldürü, drama/trajedi ve politika gibi üç ayrı
    konuyu başarıyla harmanlamış filminde ki bu sinemada oldukça
    zor birşey bu anlamda David ve Leyla filmi güldürürken eleştiren
    ve hatta insanları olumlu yönde provake eden bir film. David ve
    Leyla filminin belki de en ilginç yanı oyuncular arasında Kürt
    bulunmaması. Jonroy değişik milletlerden insanları biraraya
    getirerek bir Kürt ailesi yarattmış. Leyla rolünü ise İranlı aktris
    Shiva Rose McDermott oynamış.

David ve Leyla sadece bir Kürt filmi değil Kürt bir yönetmen tarafından yapılmış humanist bir
Amerikan filmi aynı zamanda. Hayatının yarısından fazlasını Kürdistan dışında geçiren
yönetmen Jalal Jonroy, şu anda Gılgamış destanı üzerine yazdığı senaryoyu filmleştirmeye
çalışıyor. Bence herkes Jonroy’un bu eleştirel filmini; hayatı çoğu zaman çekilmez kılan
önyargılardan birazcık da olsa kurtulmak için izlemeli. Tebrikler sevgili Jonroy yeni filmlerini de
sabırsızlıkla bekliyoruz ve umarız David ve Leyla sinemalarda gösterime grime şansı bulur çok
yakında.  

Filmin künyesi:

Yönetmen ve senarist: Jalal Jonroy
Yapım: Newroz Films-2006-Amerika
Oyuncular: David Moscow, Shiva Rose McDermott, Peter Van Wagner ve Polly Adams.
Dil: İngilizce ve Kürtçe
Süre: 108 dakika

www.kurdishcinema.com
kurdishcinema@hotmail.com  

Devrim Kilic'in tüm yazilari:

1-Kültürel onyargilarin elestirisi ve sevginin kutsanmasi
2-Carpici bir belgesel: Can Baz
3-Kürt film festivalleri
4- Si u Ba: Ruya mi gercektir gercek mi ruya?
5- Türk sinemasind Kurtler
6- Kürt filmini nasil tanimlamali?
7- Yılmaz Güney'in Kürtlüğü
8- Kürt sineması ve Bahman Ghobadi
9- Dünyalar Arasında

Makaleler

Çarpici bir belgesel
örnegi; Can Baz

Yılmaz Güney'in
Kürtlüğü

Özgürlesme sorunu ve
sinema

Dersim 38

David ve Leyla:
Kültürel önyargilarin
elestirisi

Gölgenin sesi: Si u Ba

David ve Leyla

Si u Ba (Gölge ve
Rüzgar)

Kürt düsmanligi üzerine
bir film

Nergisler Açmali

Ilk feminist Kürt filmi

Ilk Kürt filmi Zere

Türk Sinemasi'nda
Kürtler

Yilmaz Güney'le röportaj

Yusuf Yesilöz ile
röportaj

Kürtlerin acilari
beyazperdede

Kürt sinemasi gelisiyor

Kürt Sinemasi ve
Bahman Ghobadi

Kürt filmini nasil
tanimlamali?

Dünyalar arasında

Gül-i Zare