TÜRK SİNEMASINDA KÜRTLER

DEVRİM KILIÇ / 24 Şubat 2006

Türkiye sineması tarihi boyunca Kürtler’i Kürt olarak yansıtmaktan kaçınmıştır, bir anlamda
inkar etmiştir Kürt gerçekliğini. Türkiye’deki inkarcı devlet yaklaşımının bir sonucu olarak her
alanda inkar ve reddedilen Kürtler beyaz perde de kendilerine yer bulamamışlardır. Beyaz
perdede Kürtler Kürt olarak degil “Inek Saban” tiplemesi ile yansıtılmışlardır çoğunlukla.

Türkiye sinemasinda Kürt konulu filmlerin tarihi konusunda şimdiye kadar akademik bir
araştirma da yapilmamiştir. Ilk Kürt konulu Türkiye filmi hangisidir, Kürtler filmlerde nasil
yansitilmiştir, Kürt dili bu filmlerde kullanilma şansi bulmuş mudur? Ya da Türkiye sinemasi
Kürt bireyini, kültürünü filmlerde nasil kullanmiştir?

Kürt varligini isim olarak kullanmamanin yani sira, Türkiyeli yönetmenlerin tavri Kürt
karekterleri ve Kürdistan cografyasini kullanirken Türk kültürünün bir parçasi olarak yansitmak
olmuştur. Çok derin bir araştirma yapmamiş olmakla birlikte, ulaşabildigim bilgiler
çercevesinde, Yilmaz Güney’in 1968 yilinda başrolünü oynadigi ve yönettigi Seyithan/Topragin
Gelini  filminin Kürtler’i konu olan, Kürt karekterlere yer veren ilk filim oldugunu soylemek
mümkün. Bu film her nekadar Yilmaz Güney’in dogdugu Adana’nin Yenice kasabasinda
gecse de, başrol oyuncusu Nebahat Çehre’nin oynadigi Keje karekteri isminden de
anlasilacagi üzere bir Kürt’tur. Seyithan karekterinin de bir Kürt’u temsil ettigi cok açik belirtiler
olmasa da ortadadir. Seyithan’in bir Kürt olarak Yenice’deki yerel agalik sistemiyle çelismesi
ve ona karsi savaşi ise ayrica dikkat çekicidir. Bu filmi ben Yilmaz Güney’in ilk toplumsal
içerikli filmi olarak görüyorum, toplumsal içerikli olduğu kadar, sanatsal açıdan, çekim teknigi
ve senaryo bakımından da Yilmaz Güney sinemasında bir dönum noktasidir Seyithan.
Seyithan filminin dışında Güney’in Umut (1970), Endişe (1974) ve Sürü (1978) filmleri de
Kürtleri konu almaktadir. Ama bu filmlerde de Kürt gerçekligi isim düzeyinde dile
getirilememiş, muzik ve konu araciligiyla Güney çok da iyi tanidigi Kürt dramini beyaz perdeye
taşimiştir.

Zügürt Aga Kürt’tür

Turkiye sinemasinda Kürtler’i konu alan yada Kürt karekterleri içerisinde barindiran belki de
yüzlerce film vardir. Bu filmlere ulaşmak, ve bilimsel temelde Kürt karekterinin ve kültürünün
yansitilma ve temsil edilme tarzini incelemek gerekir. Ornegin Sener Sen ve Erdal Ozyagcilar’
in başrollerde oynadigi 1985 yapimi Zügürt Aga filmi hem konu olarak hem de mekan olarak
tam bir Kürt filmidir bence. Filmde kapitalizmin etkisiyle yikilan agalik sistemi, bir Kürt aganin
yaşadigi dram ile yansitilmaya çalişilmişti. Sanatsal açidan oldukça basarili olan bu film,
toplumsal açidan elestirel bir icerik taşimasina karsin, Kürt gerçekliginin Kürt gerçekligi olarak
betimlenmesi açisindan sinifta kalmiştir. Filmde Kürtçe kullanilmamis, karekterlerin Kürt
olduğu bir biçimde belirtilmemiş, filmin gectigi topraklarin Kürtlere ait oldugu unutulmuştur.
Filmi dişardan izleyen, ya da siradan bir Türkiyeli filmin Türkiye’nin güneydogusunda geçen bir
olayi işledigini düşünmektedir dogal olarak. Ama gerek yönetmenlerin tercihi, gerekse de
yasal nedenlerden dolayi Kürt gerçekligi sinema sektöründe ve Turkiye filmlerinde inkar
edilmistir demek yanlis olmaz.

Kürtlerin konu alindigi bir baska film ise 1987 yapimi ve Serif Gören tarafindan yönetilmis
Katircilar’dir. Kadir Inanir’in başrolünü oynadigi film, Kürdistan’i bölen sinirlara ragmen, sinirin
diger yakasiyle ticari iliskisini sürdüren Kürt kaçakcilarini islemektedir. Bu film bir defa konu
olarak; -her nekadar pratik anlamda Kürt adi ya da Kürt dili inkar edilmis olsada film boyunca-,
ve mekan olarak Kürt filmidir. Bu filme Kürtçe dublaj yapilsa ortaya tam bir Kürt filmi cikar konu
ve içerik olarak. Bu film sanatsal açidan degerli olmasina ve karekterlerin yansitilisi açisindan
fazla bir olumsuzluk içermemesine karsin, var olan bir gerçekligi manupüle etmistir ve Kürt
gerçekligi bu filmde de bastirilmiştir.

Sinan Çetin’in Kürtçe’ye yaklaşimi

Sinan Çetin’in yönettigi ve Kemal Sunal, Metin Akpinar ve Meltem Cumbul’un basrollerini
paylastigi Propaganda (1998) filmi de dikkat çekicidir. Bu filmde de yine Kürtlerin yaşadigi
topraklari bölen sinir olgusu temel olgu ise de, film bir gümrük memurunun basindan geçen
komik olaylar derecesine düşürülmüş, ve Kürt gercekligi birkez daha es geçilmistir. Ozellikle
filmde Sinan Çetin tarafindan oynanan çoban karekterinin gümrük kapisinda once anlasilmaz
bir dille (çobanin konustugu dil Kürtce olsa gerek) sonra ise Ingilizce konusmasi çok
önemlidir. Çetin’in Kürt oldugunu düsündügümüz çoban karekterini kendi dilinde
konusturmayip, anlam ifade etmeyen sesler cikartmasi ve daha sonra Ingilizce konusturmasi
onun ve bir bütün olarak Türk yönetmenlerin 1990’larin sonuna kadar Kürt gerçekligini nasil
yansittigini gostermesi açisindan dikkat çekicidir. .

Inek Saban’lastirilan Kürt

Kemal Sunal ve Sener Sen’in basrollerde oynadigi 1978 yapimi Kibar Feyzo ile Sener Sen’in
basrolde oldugu 1983 yapimi Şalvar Davası filmleri gibi onlarca film vardir Türkiye
sinemasinda Kürt yasamini konu alan. Ama bu filmlerde ekrana yansitilan Kürt tiplemeleri
üçkagitçi, düzenbaz, bencil ve güvenilmez tiplerdir. Zaten Kemal Sunal’in neredeyse ikinci adi
haline getirilen “Inek Saban” tiplemesi baslibasina Türk sinemasinin Kürt gerçekligine ve
kültürüne bakis açisini ortaya koymaktadir. Kemal Sunal’in oyunculugu ayri bir konudur,
soylemek istedigim onun oyunuculugunu olumsuzlamak degildir, ama Kemal Sunal’in “Inek
Saban” olarak oynadigi Kürtler’i asagilayan tiplemelerden sonra, canlandirdigi neredeyse her
karekter, Kürtler’le ilgili olsun ya da olmasin, Kürt tipini çagriştirmaya baslamiştir bir bakima.

Kemal Sunal, Sener Sen ve Ilyas Salman Türk sinemasindaki Kürt tiplemelerini oynayan
oyunculardir. Kürt karekterleri canlandiran oyuncularin secimi de bence bilinclidir. Türkiye
filmlerinde Kürt karekterler genellikle Kemal Sunal, Sener Sen, Ilyas Salman, Zeki Alasya,
Metin Akpinar gibi komedi oyuncusu olarak taninan sanatçilar tarafindan canlandirilmis, bu da
filmlerde gercek Kürt kisilerinin basrolde yansimasini engellemistir. Bu secimin bilinçli
oldugunu ve Kürt gercekligini inkar etmenin veya gizlemenin bir araci oldugunu düsünüyorum.
Bununla birlikte bu oyuncularin canlandirdigi karekterler aga, marabasi ve Kürt köylüleridir, bu
oyuncular araciligiyla yansitilan ve betimlenen Kürt kisiligi ise, üç kagitçi, bencil, acimasiz,
medeniyetten uzak, feodal dönemde kalmis, okuma yazma bilmeyen geri kalmis tiplemelerdir.
Böyle bir yansitmayi ve betimlemeyi yaparken filmler komedi formatinda cekilerek belki de
tepkiler yumusatilmak istenmis ya da izleyicilerin bu karekterler sahsinda çarpitilarak
yansitilan Kürt gerçekligi konusunda fazla dusunmesinin önüne geçilmistir. Bu oyuncularin
canlandirdigi karekterler hicbir zaman gercek anlamda Kürt olmamislar, onlarin sahsinda
ekrana yansitilan Kürtler ise birkac istisna disinda geri bir kültüre ait insanlardir. “Inek Saban”
ve “Gerzek Saban” filmlerinin isimlerinden de anlasilacagi üzere Kürtler bu filmlerde sözde bir
inek kadar akilsiz ve gerzek olarak canlandirilmislardir. Kemal Sunal “Inek Saban” tiplemesi
ile Türkiye’de izleyicilerin gönlünde taht kurmustur ama bunu yaparken filmlerinde Kürtleri
asagilamanin ve küçük düsürmenin, Kürt gerçekligini inkar etmenin bir araci olmustur ister
istemez.

Bu filmlerde ki Kürt karekterler koyden sehre gelen ve sehir kültürü içinde ayriksi olarak duran
tiplerdir ayrica. Sehir yasamina ayak uyduramayan, yasadigi koydeki güzelligi ve eski
ortamindaki sicak iliskileri arayan tiplemeler de vardir filmlerde ama agir basan yon, Inek
Saban tiplemesi tarzidir. Dedigim gibi Kürtler’in Türk filmlerindeki yansitilis biçimi baslibasina
bir arastirma konusudur ve incelemeye degerdir. Bu nedenle burada belirttiklerim bu konuya
ancak bir giris niteligi tasir sadece.

Degisim de yok degil

Türk sinemasinda Kürtler’i konu alan filmler cok fazladir, ama bu filmlerdeki karekterler ya kro
insaat isçisi veya güneydogulu aga, köylü rollerindeki Türkler olarak beyaz perdeye
yansimislaridir. Aslinda bu filmler Kürtçe çekilse ve karekterlerin ve mekanlarin Kürdili
özellikleri inkar edilmeseydi ortaya tam bir Kürt filmi ve sinemasi çikardi.

    Elbetteki demokratik mücadele sonucu Türkiye’de inkar
    edilemez bir gerçeklik haline dönusen Kürtler son dönemlerde
    Türkiye’de sinema ekranlarina Kürt olarak yansimis, az da olsa
    Kürtçe konusmalar ve müzikler filmlerde yer edinmistir. Yesim
    Ustaoglu’nun Günese Yolculuk, Handan Ipekçi’nin Büyük Adam
    Küçük Ask, Yavuz Tugrul’un Gönül Yarasi ve Ugur Yücel’in Yazi-
    Tura filmleri Türkiye sinemasindaki Kürt olgusunun islenisi
    açisindan içine girilen degisimi göstermesi açisindan not
    edilmeye degerdir. Ancak bu konu baslibasina islenmeye deger
    oldugu icin ayri bir yaziyi gerektirmektedir.



email: kurdishcinema@hotmail.com


Devrim Kilic'in tüm yazilari:

1-Kültürel onyargilarin elestirisi ve sevginin kutsanmasi
2-Carpici bir belgesel: Can Baz
3-Kürt film festivalleri
4- Si u Ba: Ruya mi gercektir gercek mi ruya?
5- Türk sinemasind Kurtler
6- Kürt filmini nasil tanimlamali?
7- Yılmaz Güney'in Kürtlüğü
8- Kürt sineması ve Bahman Ghobadi
9- Dünyalar Arasında
KurdishCinema
Ziyaretçi Defteri

Kürt sineması ve
sitemizle ilgili görüş
ve önerilerinizi  
Ziyaretçi Defteri'ne
yazabilirsiniz!