Tünelin ucundaki ışık gibi

KurdishCinema.com  - 21 Nisan 2007

Mehmet Zahit Ekinci - Yeni Özgür Politika - Hamburg

1. Hamburg Film Günleri’nin organizasyonunda
yer alan ressam Nuri Aslan, Kürt filmlerini
seyirciyle buluşturarak, kritik yapma olanağını
sağlamak istediklerini kaydetti. Aslan, Kürt
sinemasına dair; “Tünelin ucundaki ışık gibi
görünmeye başladılar” tespitini yaptı.

1. Hamburg Film Günleri etkinliğinin tertip
komitesinde yer alan ressam Nuri Aslan,
sanatın Kürtleri birleştireceğini söyledi.

‘’Sarhoş Atlar Zamanı’’ ,’’Fotoğraf’’, ‘’Kilometre
Zero’’‚ ‘’ Beritan’’ gibi Kürt filmleri üzerine yazılar yazmış olan ressam Nuri Aslan’la, 19- 25
Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Hamburg Kürt Film Günleri üzerine konuştuk.

Hamburg’da ilk defa’’Kürt Film Günleri’’ etkinliği gerçekleştiriyorsunuz. Nasıl bir sonuca
ulaşmayı bekliyorsunuz?

Ne karamsar ne de çok abartılı bir tablonun ortaya
çıkması arzulanacak bir durum değildir. Ancak önemli
olan bu işe koyulmuş olmamızdır. Sonuç iyi ya da kötü
olsa da bu bizim, yani Kürtler’in hanesine yazılacaktır.
İyi bir sonuç almayı elbette arzularız ve onbinlerce
Kürdün yaşadığı Hamburg gibi bir kültür kentinde
beklenti içinde olmamız normaldir. Bana göre iyi bir
sonuç, öncelikle filmlerin yoğun bir izleyici kitlesiyle
buluşmasıdır. Bunun yanında filmlerin izlendikten
sonra tartışılması gerçek bir sinema kültürünün önemli
ayaklarından birini teşkil eder. Hatta daha iyimser düşünecek olursak: Az bir izleyici olsa bile,
eğer filmler üzerine kritik yapılabiliniyorsa bu bizler için önemli bir aşama olur.

Sizi böylesi bir çalışmaya iten nedir?

    Ben herşeyden önce sanatın içinde olan
    bir şahısım. Bana göre hangi dal olursa
    olsun farketmez, sanatı bir bütün olarak
    değerlendirmek gerekir. Yani ressam
    olmam sinemayla ilgilenmeme engel
    değil, tam tersine daha fazla yakınlık
    göstermemin gerekçesi olmalıdır diyorum.
    Tabii ki beni böylesi çalışmalara iten tek
    neden bu değildir. Asıl neden: Kürt sanat
    ve kültürünün uluslararası düzeyde
    tanınması için çalışmalar yapmak ve bu
    yönlü çalışma yürütenlere destek olmaktır.
    Kürt film günleri fikri de böylesi bir istekten
    kaynaklandı. Bizden önce bir çok Alman ya
    da diğer Avrupa ülkelerinin şehirlerinde
    Kürt film festivalleri yapıldı. Bu bizi, neden
    Hamburg’da da yapmayalım düşüncesine
    götürdü. Bunun üzerine daha önce diğer
yerlerde festivaller yapan arkadaşlardan bilgi edinmek için onların yaptığı konseptleri edindik.
Aslında film günleri fikri taa iki yıldan beri kafamda oluşmuştu. Ancak bunun bir ekip sorunu
olduğunu da biliyordum. Herşeye rağmen böyle bir çalışmayı başlatmanın hiç yoktan daha iyi
olacağına inanıyordum. Startı, ‘’Berlin Kürt film festivali’’ni düzenleyen ve bu alanda oldukça
deneyim sahibi olan Mehmet Aktaş arkadaştan bir konsept örneği alarak verdik. Ancak yardım
verecek kurumlara başvuru zamanı geçtiğinden dolayı o konsepti uygulama şansımız olmadı.
O sıralar aynı çalışmalar içinde olan arkadaşların olduğunu duyunca çalışmalarımızı
birleştirme kararı aldık. İşte bu günkü projemizi bu ekiple gerçekleştirdik.

Çalışmalarınız boyunca karşılaştığınız zorluklar oldu mu?

Tabii ki oldu. En zorlandığımız nokta işlerimizin plandığımız gibi gitmemesiydi. Aslında bu film
günlerini 2006’nın Kasım’ında gerçekleştirecektik. Ancak çalışmalarımızın son aşamasında
anlaştığımız sinema, bütün programımızı alt-üst eder şekilde yan çizdi. Dolayısıyla biz yeniden
bir program yaparken, bir taraftan da başka bir sinema bulma arayışına girdik. Seyirci
kapasitesi az olmasına rağmen şu anda etkinliğimizi yaptığımız “Kino 3001” sinemasıyla
anlaştık.

Kürt sinemasından umutlu musunuz?

Bu konuda tam bir yönetmen, oyuncu ya da film eleştirmeni gibi geniş bilgiye sahip olduğumu
söyleyemem, ancak genel bir çerçeve içerisinde şunu rahatlıkla belirtebilirim: Kürt sineması
şu zamanlarda daha bebeklik dönemini yaşıyor ve iyi beslenmeye ihtiyacı var. Bilindiği gibi
yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra, sinema sanat olmaktan uzaklaşmaya başlayıp daha
çok endüstriyel anlamda bir üretime dönüşmüştür. Yönetmenlerin çoğu sanatsal filmlerden
çok, toplumsal anlamda duyguları okşayan üretimlere yönelmişlerdir. Kürt sineması bu
noktadan hareket ederse sanatsal anlamda kaybeder. Ama bir taraftan da kazancı öne çıkaran
film yapımcılarının tekellerini hesaba katarsak, bu devler içinde tutunmanın ne kadar zor
olduğunu da bilmek lazım diyorum. Öte yandan alternatif sinema cephesinin herşeye rağmen
ayakta kaldığını ve bunu da sinemanın gerçek kimliğiyle yaşaması gerektiği inancını
taşıyanlardan oluştuğunu burada hatırlatmak gerekir. İşte Kürt sineması bu cephenin içinde
olmalıdır diyorum. Nitekim son yıllarda alınan ödüller, üretilen filmler tünelin ucundaki ışık gibi
görünmeye başladılar ve bu sevindiricidir. Bizde malzeme çok, önemli olan üreten ve üretimin
olmasıdır.

kaynak: Yeni Özgür Politika


Hamburg Film Festivali ile ilgili diğer haberler

* Hamburg Kürt Film Festivali Programı

* Hamburg Kürt Film Festivali başlıyor


* Copyright: KurdishCinema.com - Sitemizde yayınlanan haber ve yorumlar kaynak
belirtilmek şartıyla kullanılabilir.
Ziyaretçi Defteri

Kürt sineması ve
sitemizle ilgili görüş
ve önerilerinizi  
Ziyaretçi Defteri'ne
yazabilirsiniz!