Ziyaretçi Defteri

Kürt sineması ve
sitemizle ilgili görüş
ve önerilerinizi  
Ziyaretçi Defteri'ne
yazabilirsiniz!

"Sarhoş Atlar Zamanı" filminin dramatik çözümlemesi

Müjde Arslan (Marmara Universitesi Sinema Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi)

KurdsihCinema.com / 4 Mayıs 2007

1. Filmin yapımına ait künye bilgileri

Orijinal adı: Zamani Barayé Masti Asbha
(Sarhoş Atlar Zamanı / A Time For Drunken Horses)
Senaryo / Yönetmen: Bahman Ghobadi
Görüntü Yönetmeni: Saed Nikzad
Oyuncular: Ayoub Ahmadi, Rojin Ekhtiardini, Ameneh Ekhtiardini,
Kolsoum Ekhtiardini, Karim Ekhtiardini, Rahman Salehi, Osman Karimi
Yönetmen Yardımcısı: Ali reza Amini
Kurgu: Samad Tavazoi
Ses: Morteza Dehnavi, Medhdi Darabi
Orijinal müzik: Hossein Alizadeh
Set Fotoğrafçısı: Dj Baratimehr
Prodüksiyon: Bahman Ghobadi
Yapım : 2000, Iran
Tür : Dram
Dili: Kürtçe, Farsça
Süre: 80 dk.

2.  
Fılmın senaryo yazarı: Bahman Ghobadi  

    1969 yılında Iran’ın Bane kentinde dogan Bahman Ghobadi,
    ögrenimi sirasinda bir radyoda çalisti. Daha sonra Sanadaj’da
    genç bir amatör olarak film  yönetmenleri grubuna katildi ve
    onlarla kisa metrajli filmler yapmaya basladi. Daha sonra
    sinema egitimi almak üzere baskent Tahran'a giden sanatçi,
    egitimini yarida  birakti. 1990-1999 yillari arasinda birçok ulusal
    ve uluslararasi yarismalarda ödül kazanan 10
kisa filme yönetmenlik eden sanatçinin yapimlari arasinda Clermont-Ferrand Festivali’nde Jüri
Özel Ödülü'nü kazanan “Siste Yasam” filmi de bulunuyor. 1999 yilinda, Abbas Kierostami’nin
“Rüzgar Bizi Tasiyacak” filminin çekimlerinde bas asistan olarak çalisan yönetmen, Samira
Makhmalbaf’in “Kara Tahta” isimli filminde basrollerden birini de üstlendi. Ghobadi, “Sarhos
Atlar Zamani” ile 2000 yili Cannes Film Festivali’nde” Altin Kamera Ödülü”, “Genç Sinema
Ödülü” ve “FIPRESCI Ödülü”ne layik görüldü. Ghobabi, ilk filminden sonraki "Kaplumbağalar
da Uçar", "Annemin Ülkesinin Şarkıları" ve "Yarım Ay" adlı filmlerinde de kendi senaryolarini
beyazperdeye aktarmaya devam etti. Ghobadi, Jafar Panahi, Majid Majidi, Abbas Kiarostami,
Mohsen Makhmalbaf ve Tahmineh Milani gibi isimlerle beraber iran yeni dalga sinemasının
başarılı yönetmenleri arasında gösteriliyor.

Filmografi

Film                                                         Tarih

Golbaji                                        1990 - kısa film
A Glance                                    1990 - kısa film
Again Rain with Melody           1995 - kısa film
Party                                            1996 - kısa film
Like Mother                                1996 - kısa film
God's Fish                                 1996 - kısa film
Notebook's Quote                    1996 - kısa film
Ding                                            1996 - kısa film
Life in Fog                                  1997 - kısa film
The Pigeon of Nader Flew      1997 - kısa film
Telephone Booth                      1997 - kısa film
A Time for Drunken Horses
(Sarhoş Atlar Zamanı)             2000 - uzun metraj
Marooned in Iraq
(Anavatanımın Şarkıları)          2002 - uzun metraj
War is Over                                2003 - kısa film
Daf                                               2003 - kısa film
Turtles Can Fly
(Kaplumbağalar da Uçar)       2004- uzun metraj
Niwemang (Yarım Ay)              2005 - uzun metraj


3.
Jenerik

Filmin jeneriğinde kullanılan müzik, daha önce
düğün sahnesinde kullanılan müziktir. Bunu yeni bir
sayfa açmak, değişim duygusu ve umut olarak
yorumlayabiliriz. Filmin oyuncularının tümü
amatördür. Tüm oyuncuların ilk kez kamera önüne
geçtiği filmde, gerçeklik duygusunun
yakalanmasinda bu durumun payi büyüktür.
Ghobadi sonraki filmlerinde kimi profesyonel
oyunculari ekibine alsa da amatör oyuncularla
çalışmayı sürdürdü. Filmin SES yapım etiketiyle
piyasaya sunalan CD'sinde jenerik Arap alfabesiyle
yazılmış, sadece yönetmen, oyuncular gibi onemli
unsurlar Turkce altyazi ile eklenmiştir.
(Türkçe altyazı feci şekilde kötü yapılmıştır.)

4.
Filmin dramatik bileşenleri  

-
Tema: Filmin ana teması yoksulluk ve yoksunluk içerisinde yaşam mücadelesidir. İnsanların
her şeye rağmen direnme ve mücadeleyle ayakta durmaları anlatılır. Sınır, kar ve dağ imgeleri
yaşamın zorluklarını simgelemektedir. Filmin ana cümlesi finalinde gizlidir. Tüm zorluklara
rağmen sınırı geçen Ayoub, mücadelenin zaferini resmeder. "Hayat sizi her türlü zorlukla sınar,
mücadele ettiğin sürece üstesinden gelme şansın vardır"

-
Karakterler: Filmin ana karakterleri Ayoub ve kız kardeşi Amine'dir. Çocuk
yaşta olmalarına rağmen, yaşam zorunluluklarından erken yaşta büyümek
zorunda bırakılmıştır. Bu durumdan hayıflanmak akıllarına bile gelmez; Ayoub
artık genç bir adam olarak görmektedir kendini. Bunu iş aradığında, kız
kardeşi Rojin'in Irak'lı bir Kürt aile tarafından istenmeye gelinip de kendisine
sorulmadığında ifade eder. Kardeşlerine bakmaktadır; şartlar zorunlu bir
şekilde bu rollerini takmıştır... Ayoub'un film boyunca çok az güldüğü görülür;
kardeşini okutmak için azmettiği ve hasta kardeşi Madi'yi eğlendirdiği sahneler. Bunlar dışında
sert bir yüz ifadesi vardır. Filmdeki tüm çocuklar birer yetişkin gibi davranır; hayatın sertlikleri
onları yontarak kendine benzetmiştir.

Ayoub'un amacı kardeşlerini mutlu etmektir; onlar için çaba gösterir. Madi'yi iyileştirmek,
Emine'ye okula göndermek temel amacıdır. Bazen bir defterle, bazen bir posterle sağlar bunu.

Sınır olgusu onemli bir yer tutar filmde. Sınır burada engelleyici bir simge olarak göze çarpar.
Filmde tüm sorunlar anlatılırken, çözümler hep sınırdan kaynaklaniyor gibidir. Ayoub için
yegane çözüm sınırı geçmesidir; sert, tehlikeli, çetin bir yolculuk olarak yer alır filmde.

    Filmin kötü karakterleri olarak sınırları oluşturan sistemler, ulus-
    devlet mantığı görülebilir. Bunun filmdeki karşılığı kimlik kontrolü
    yapan, sınırı geçmeye çalışırken kaçakçılara pusu kuran askerler
    olur. Kaderci bir tavıra karşı gelen yönetmen, haksızlığı doğuran
    kurallara uymak yerine kuralları ihlal edenlerin cesaretini
    gösteriyor. Resmi devletlerin kurallarına doğanın kurallarıyla
    karşı çıkıyor.

Zaman

Filmde zaman atlamalı olarak işliyor. Filmdeki olaylar birbiriyle bağlantılı, bir kaç haftalık
zaman içerisinde gelişiyor. Zaman atlamaları öncesinden bilinen olaylar ve hava
değişiklikleriyle hissediliyor. Net bir zaman işlemiyor; filmde zamana ait çok fazla done
sunulmamasini ilkel toplumların güneş ve hava olaylarıyla zamanı açıklamasına bağlayabiliriz.
Gece ve gündüz, karlı ve karsız havalar var filmde.

Uzam

Filmde mekan önemli yer tutuyor. Dağlık bir coğrafyada, ulaşımın zor olduğu Irak sınırındaki bir
İran köyünde yaşıyor kahramanlarımız. Yaşadıkları yer, hikayenin odağında; ıraklık ve yoksulluk
iç içe geçiyor. Filmdeki konuşmalardan sınıra yakın köylerde arazilerin mayınlardan dolayı
ekilemediği bilgisine ulaşılıyor. Köyün tek geçim kaynağı kaçakçılık. Köy yaşamındaki iç içe
yaşamlar da filmde karşılığını buluyor, ölüm, düğün sahnelerinde.

Dramatik denge

Filmde dramatik denge, çocukların pazardan köye döndüklerinde babalarının ölümüyle
karşılaşmalarıyla bozuluyor. Baba öldükten sonra dengenin  değişmesiyle, yeni bir denge
oluşuyor. Hikayenin ana karakteri Ayoub artık ailenin reisidir. Eskiden de varolan sorunlar
daha da katmerleşir. Yoksullukları, Madi'nin hastalığı, annesiz oluşları, yoksullukları babasız
kalmalarıya birlikte daha da trajik bir hal alıyor.

Filmin sonu

Film boyunca tüm mücadele sınırı geçmek üzerine kuruludur. Filmin finalinde
Ayoub, sırtına bağladığı hasta kardeşi Madi ve katırıyla birlikte sınırı geçer. Film
boyunca zorlukları neo-realist tarzda, belgesel tadında gösteren film, finalde
önce trajedi, sonra da başarmanın coşkusunu yaşatıyor. Yönetmen finalde
tercihini ışığı göstermekten yana kullanıyor. Kullanılan müzikte coşkuyu artırıyor.
Film boyunca seyirciyle özdeşleştirilen acı, umudun inancina bırakır yerini.
Final, azmedildigi, ayakta duruldugu, inanıldığı müddetçe başarılabileceğini
söyler. Dünyanın, zamanın çok gerisinde bir coğrafyada direnen küçük bir
adamın insanlığa anlattığı büyük bir manifesto gibidir. Film sınırların parçaladığı
yok ettiği hayatların ağıdını yakarken, sınırsız bir dünyanın düşünü kurar.
Filmin başarısı ve seyirci üzerinde bıraktığı etki buradan gelir; kimse uzağında değildir çünkü.
Film bu yönüyle seyirci üzerinde bir tokat etkisi yaratır. Senarist ayrıca seyirciyi finale
hazırlamadan, ansızın, hiç beklenmedik bir yerde filmi sonlandırıyor. Bu da iran yeni dalga
sinemacıların filmlerinin karakteristik bir özelliğidir, örnek olarak Abbas Kiarostami'nin "Kirazın
Tadı" filmi gösterilebilir.

5.
Filmin öykülemesi:

Filmin öykülemesi doğrusal zamanda sıçrayarak gelişiyor. Filmin geçtiği coğrafya özelinde
çocukların yaşadığı zorlukları anlatmayı esas alan film, öykülemesini kalabalık bir çarşıda
çocukların gazete, sabun sarmaları ile başlatıyor. Çarşıda birinin -belki de bardaklarını
sardırırken- Amine'ye sorular sordurmasıyla açılış jeneriği tamamlanıyor. Bu konuşmalardan
Amine, kardeşleri ve diğer çocuklara dair fikir ediniyor. Filmin öyküsü Amine'nin merkezinden
anlatıyor. Bu da filmin finaline doğru bir merak bıraktırıyor. Hikayenin asıl kahramanı Ayoub'un
başından geçenleri bir bakıma Amine'den dinleriz. Filmde özdeşleşme ise Ayoub'la
sağlanıyor, onunla birlikte üzüntü ve sevinç seyirciye de taşıyor.

6.
Senaryo yazım süreci

İran'da yaşayan filmin senaristi Bahman Ghobadi, gerçek olaylardan gözlemleri sonucu
senaryoyu yazmıştır. Film sonrası kendisiyle yapılan roportajlarda filmin bir kaç cümleden
başladığını ve film çekiminden önce haftalarca o köyde kaldığını, onlarla yiyip, evlerinde yatıp,
her anlarını beraber yaşadığını aktarmıştır. Kaçakçılığın hâlâ yaygın olduğu o coğrafyada, bir
uzvunu ya da yaşamını yitiren çok sayıda kişi mevcuttur. Bunlar senarist için çıkış yolu olabilir.
Ayrıca İran sinemasının genel karakterinde çok sık görülen çocuk karakterlerin bu filmde de
kullanılmasının bir sebebi olarak İran-Irak savaşı sırasında yaşamını yitiren çok sayıda genç
insanının yanı sıra kaçakçılık sırasında yaşamını yitirenlerin genç nüfusu azaltması olarak
gösterilebilir. Yaşlılar, kadınlar ve çocuklar filmin merkezindedir. Senaryonun oluşumunda
tarih bilgisi bu bağlamda önemli yer tutuyor, 2000 yılında geçen film geçen yüzyılın günahını
yaşamış hayatları anlatır bir bakıma; bu yönüyle geride bıraktığı yüzyılın İran özelinde bıraktığı
etki senaristçe bilinmelidir. Sınır, ulus-devlet kavramları, küreselleşme ve kapitalizm, üçüncü
dünya ülkeleri çerçevesinde okumalar yapmış olmalıdır. Gözlemlerin yanı sıra ebeveynlerini
yitiren çocukların büyüme halleri psikolojileri üzerine araştırmalar yapmalıdır. Ayrıca hastanın
(ölümcül, büyüme bozukluğu) psikolojisi ve hastayla yaşayan ailelerin psikolojisi bilinmelidir.
Kaçakçılık yaşamı irdelenmeli; en ince detayına kadar öğrenilmelidir. Film kurmaca
denilemeyecek kadar gerçekçidir, perde ya da kamera burada sadece ayna görevi
görmektedir. Senaristin ya da yönetmenin aynı mekanlarda dolaştığı ve hatta filmin girişinde
Amine'ye sorular yönelten ve tüm hikayeyi dinlememizi sağlayan görülmeyen kişinin senarist
olduğunu bile söyleyebiliriz. Senarist, aynı soruları o çarşıda paket saran çok sayıda çocuğa
sormuş, filmdeki olayların birebir benzerlerinin yaşandığını gözlemlemiştir.

7.
Filmin içinde üretildiği üretim koşulları

İran sinemasının bir piyasasının olduğunu söylemek mümkündür, ancak İran devletinin
destek sunduğu filmlerde aradığı kriterler din olgusu ekseninde kimi katı kurallar bütünüdür.
Bu sebeplerle film İran sinema endüstrisinin üretim koşullarının temsilcisi değildir. Çok kısıtlı
imkanlarla çekildiği her defasında vurgulanır; Ghobadi, bu filminde bağımsız sinema yapan
tüm yönetmenlerin yaşadığı maddi sıkıntıların yanında coğrafyadan kaynaklanan zorluklar,
politik bir konu olması itibariyle devlet baskısı yaşamıştır. Bir bakıma bağımsız politik sinema
karakteri taşıması açısından temsili bir karakter taşımaktadır.

8.
Filmin düşünsel yapısı, kavramları

Filmin asıl kavramı sınırlardır. Sınırın yanı sıra yollar, çocukluk ve masumiyet gibi kavramlar
ekseninde zihin tartışmaları yapılıyor. Avrupa'da doğan ulus-devret kavramının bir sonucu
olarak çizilen ve kapitalizmin gelişiminde önemli rol oynayan sınırlar; ortadoğudaki birçok
ülkeye ve özellikle tarihten bu yana devletsiz yaşamış halklara sadece yoksulluk getirmiştir.
Film bu yüzden sınır kavramı üzerinde yoğunlaşır. Filmin daha çok sömürgeci ülkeler
tarafından alkışlanıp, ödüllendirilmesi de ayrı bir ironi oluşturuyor.

Ugulamaya yönetlik çalımalar

-Sinopsis

    Film, İran'ın Irak sınırına yakın bir köyünde
    geçmektedir. Ayoub, kız kardeşi Emine ve köyün
    diğer çocuklarıyla birlikte pazarda paketleri
    sararak para kazanırlar. İki kardeş çalışırken, bir
    yandan 15 yaşında olmasına rağmen bebek
    görünümünde olan hasta kardeşlerine bakarlar.
    Anneleri doğumda ölmüştür, evin en büyüğü Rojin
    en küçük kardeşlerine annelik yapmaktadır. Filmin
    açılış sahnesi pazarda başlar, ardından tüm
    çocuklarla birlikte arabaya binerek köyün yolunu
    tutarlar. Arabada kaçak eşyalar taşındığından
    yolda indirilirler ve karlı yollarda koşarak evlerinin
    yolunu tutarlar. Eve donduklerinde kaçakçılık
    yapan babalarının ölüsüyle karşılaşırlar. Amcaları
    onlara bakmaya başlar ama onun da sekiz
    çocuğu vardır bu yüzden aileyi geçindirmek henuz
çocuk yaşta olan Ayoub'a kalır. Filmde anlatıcı Amine'dir. Madi'nin aylarla sayılı ömrü vardır,
kardeşlerinin tek isteği onu yaşatmaktır. Fakir köy yaşamında Madi'nin tedavisini yürütmeye
çalışırlar, 7-8 ay daha yaşayabileceği umudu icin ameliyat olması gerektiğini söyler köyün
doktoru. Ameliyat için gerekli paraları yoktur. Ayoup Madi'yi Irak'a götürüp ameliyat ettirmeye
kararlıdır. Amcası çalışması için kaçakçıların yanında iş ayarlar, ilk işten eli boş döner.
Kardeşlerinin ihtiyaçlarını karşılayan Ayoub, ameliyat için gerekli parayı biriktiremez. Ote
yandan kiz kardesi Rojin Madi’yi tedavi ettirme umuduyla Irak’li bir Kürt’le evlenmeyi kabul
eder. Ama dügün töreni sirasinda damadin annesi Madi’yi tedavi ettirmeyi reddedince, Ayoub'e
kalan kizkardesinin bir anlamda baslik parasi olan katirdir. Ayoup'un umudu bu katırı Irak'a
götürüp satarak Madi'yi tedavi ettirmektir. Ancak sınırı geçmek kolay değildir. Kışın çetin şartları
hüküm sürdüğünden katırlara alkol içirtilir. Madi'yi sırtına alan Ayoub, sınırı geçmek uğruna
kaçakçılarla para almadan yüklerini taşımaya razı olur. Soğuk bir günde dört şişe alkol verilen
katırlar sarhoş düşer, kaçakçılar pusuya düşünce hareket edemez hale gelirler, can pazarı
yaşanır. Filmin finalinde Ayoub sırtında Madi ve katırıyla sınırı geçer.

-
Kaba treatment

Filmin açılış jeneriği siyah üzerinde dış ses ile bir adamın pazarda Amine'ye adını sormasıyla
başlar. Soru cevaplar şeklinde gelişen diyaloglar esnasında Amine'den ailesinin tüm fertlerini
ve ve yaşam hikayelerini dinleriz. Açılış jeneriği dış sesle tamamlanır, Amine sonrasında
anlatmaya devam eder. Amine ağabeyi Ayoub ile diğer çocuklarla birlikte pazarda paket
sarmaktadır. Amine'nin ağabeyi Ayoub, çocuk yaşına rağmen diğer çocuklarla birlikte işten işe
koşturmaktadır. Pazar hareketlidir. Bir işi de kaçakçıların mallarını pazara taşımak olur.
Sonrasında kızkardeşi Amine, ölümcül bir hastalık taşıyan ve 15 yaşında olmasına rağmen
çocuk görünümündeki Madi ve köyün diğer çocuklarıyla beraber arabaya yetişirler. Yol keyifli
başlar, çocuklar her ne kadar içeriği erken büyümek zorunda kalmaktan kötü kaderlerinden
söz etse de coşku ile şarkı söylerler. "Tepelerden ve vadilerden durmadan dolaştırarak/ Hayat
beni yaşlandırıyor ve ölüme yaklaştırıyor." Çocuklardan bazıları kazandıkları paraları sayarlar,
para kazanamayanların morali bozuktur. Madi'nin ilaç saatidir ama suları yoktur. Ayoub, Madi'ye
"Suyumuz yok, bu nedenle tükürüğünle yutmalısın" diyerek tükürüğüyle nasıl yutacağını
gösterir, Amine'de bir yandan "Madi, bak böyle yutacaksın" deyip yutar gibi yapar, elini öper.
Yolda Iraklı çocuklar indirilir, ileride arama vardır çünkü. Geri kalan çocuklar üzerinde kaçak
defterler saklanmıştır; arama noktasında çocuklar da indirilince araba orada kalır. Bundan
sonrası çocuklar için yayadır. Her taraf karlıdır, çocuklar tek sıra halinde koşarak evlerinin
yolunu tutarlar. Madi'nin tekrar ilaç saati gelir, bu defa karla yutar ancak Amine, üşüyen ellerini
nefesiyle ısıtmaya çalışır, bir yandan öper. Ayoub Madi'ye "Orada kar yok. Bu kadar
üşümeyeceksin" der. Köye girdiklerinde ağıt sesiyle irkilirler, Madi'yi bir kayanın üzerine oturtup
kalabalığa doğru koşarlar, babalarının ölüsü bir katır üzerindedir, kızkardeşleri Rojin ve
köylüleri ağıtlar yakarak, dövünmektedir. Sorumlulukları amcalarına geçer ancak onun da sekiz
çocuğu vardır. Ertesi sabah Ayoub, baltayla bir ağacı devirmektedir. Bu onun mücadelesinin
zorlaştığının ilk göstergesi olur. Madi'ye iğnesini yaptıktan sonra ayrılmak üzereyken, köyün
doktoru Ayoub'u çağırarak, "Sana söylediğimi dün gece amcana da söyledim. Ona sürekli iğne
yapamayız. Giderek kötüleşiyor. Dört hafta içinde ameliyat olması şart. Yoksa ölecek, en kısa
zamanda ameliyat olmalı. Ameliyat olsa da ancak 7-8 ay yaşar" der, Ayoub "Ameliyat için
paramız yok" şeklinde yanıt verir. Amcası Ayoub'a, kaçakçıların yanında iş bulur, ilk işinden eli
boş döner, kaçakçılarla bu ilk gidişidir, bu esnada kaçakçıların kavgasına, paralarının
verilmediğine, sınıra, sınırın ardındaki benzerliğe, aynı dilin konuşulduğuna şahit olur.

Ayoub, Madi'ye kaslı vücutlu bir adamın posterini alır; küçücük vücuduyla Madi keyifle izler
posteri. Ayoub, sonraki günlerde de tekrar kaçakçılarla gider ancak hasta kardeşi Madi için
gerekli parayı biriktiremez. Bu arada Kızkardeşi Rojin, Ayoub'un olmadığı bir gün istemeye
gelen Irak'li bir ailenin oğluyla evlenmeye razı olur, şartları Madi'nin ameliyat ettirilmesidir. Köye
geldiğinde Irak'lı ailenin Rojin'i istemeye geldiğini öğrenen Ayoub, haberinin olmamasına
sinirlenir, amcasının karşısına geçip, "Neden bana söylemediniz? Ben Rojine'nin
karedeşiyim", Amcası "Senin amcanım, ben burada olduğum sürece sana laf düşmez. Kapa
çeneni" diye azarlar. Ayoub, "Bana söylemediniz, gitsinler buradan" diye karşı çıkınca Amcası
Ayoub'a tokat atar. Ayoub, ağlayarak oradan uzaklaşırken, Rojin de peşinden gider. Rojin,
"Bunu Madi için yaptım. Eğer onunla evlenirsem onu ameliyat ettirecekler orada. Ameliyata
gereken parayı sen sağlayamadın" der. Ayoub, bu sözler üzerine kabullenir. Ancak düğün
zamanı kaynanası çocuğu kabullenmez, yerine başlık parası olarak bir katır verir. Ayoub'un
şimdi yeni umudu katırı Irak'a götürüp satarak, Madi'yi ameliyat ettirmektir. Madi'yi kucağına
alıp, pazar yerine gider. Kaçakçıları para almayacağı şartıyla ikna eder. Karlı, puslu bir havadır,
katırlara fazla alkol verilir. Yoldu pusu kurulmuştur. Sarhoş olan katırlar hareket edemez, bu
Ayoub için bir yıkım olur; uzun süre atını hareket ettirmek için canı pahasına direnir. Bir yandan
silah sesleri duyulur. Yaşanan arbededen sonra bir süre sessizlik yaşanır. Ayoub, sırtında
Madi ve katırıyla sınırı geçerler. Filmin kapanış jeneriği akmaya başlar.

*
Müjde Arslan 'Son Oyun' adlı kısa filmin yönetmeni

*copyright: KurdishCinema.com