Kurşun gerçeği öldüremez

KurdishCinema / 11 Nisan 2009                               

Özgür Gündem gazetesi Diyarbakır
bürosu muhabirlerinin 1990'lardaki
OHAL koşullarında gazetecilik yaparken
yaşadıklarını konu alan 'Press' (Basın)
filmi sonbaharda gösterime girecek.
Press filminin yönetmeni ve senaristi
Sedat Yılmaz, 1992-93 yılında Bölge'de
gazetecilik yapan muhabirlerin basın
özgürlüğü için verdikleri mücadeleyi
anlatmak istediklerini söyledi

1990'ların başında yayın hayatına
başladıktan kısa bir süre sonra devletin
engellemeleri ve baskılarına mağruz
kalan Özgür Gündem gazetesinin muhabirlerine yönelik baskılar, işkence ve öldürümler
yönetmen-senarist Sedat Yılmaz tarafından 'Press' (Basın) adıyla beyaz perdeye aktarıldı. OHAL
dönemi koşullarında Bölge'de gazetecilik yapan Özgür Gündem gazetesi muhabirlerinin
yaşadıklarını anlatıldığı film, sonbaharda gösterime girecek. Özgür Gündem gazetesinde
çalışan Bayram Balcı'nın 1997 yılında Mezopotamya Kültür Merkezi'nde (MKM) sinema kursları
sırasında tanıştığı sinema hocası Hüseyin Kuzu ile birlikte, gazeteci olarak Bölge'de
yaşadıklarına ilişkin bir film yapmak için çalıştıklarını ve o dömenin koşulları nedeniyle bu
projenin hayata geçirilemediğini ifade eden Sedat Yılmaz, hocası Hüseyin Kuzu'nun daha sonra
bu notları kendisine verdiğini belirterek, 'Press' filmiyle basın özgürlüğü için verilen mücadeleyi
anlatmak istediklerini söyledi.

Gerçekler karartılıyordu

Filmin senaryosunu oluşturmak için 3-4 yıl süren çalışmalar yaptığını ifade eden Yılmaz, o
dönemin gazetelerinin arşivinde çalışmalar yaptığını, gazetelerde çıkan haberleri incelediklerini
ve dönemi yakında yaşamış insanlarla görüşmeler yaptığını söyledi. Sedat Yılmaz, ana akım
medyanın o dönemlerde Kürt sorunuyla ilgili gerçekleri kamuoyundan gizlediğini ve hatta
gerçekleri karartığını ifade ederek, o yıllarda Özgün Gündem gazetesinin gerçeklerin
kamuoyuna yansıtılması açısından önemli bir görev üstlendiğini, yaşanmışlıkların gerçekçi bir
şekilde aktarılmasını önemli bulduğunu dile getirdi. Kürt sorununa ilişkin gerçeklerin batıda
yaşayanlar tarafından pek bilinmediğini ifade eden Yılmaz, filmin bütününde basın özgürlüğünü
işlediklerini vurgulayarak, filmin gösterime girmesinin ardından ana akım medyanın nasıl bir
değerlendirmede bulunarak, tavır alacağını merak ettiğini söyledi. Filmde dönem içerisinde
bölgedeki gerçeklik hakkında ana akım medyanın büyük bir rolü olduğunu aktaran Yılmaz,
filmde bunun da eleştirisini yaptıklarını kaydetti. Yılmaz, 'Ana medya, Özgür Gündem ölçeğinde
kendi dışındaki basın organları ile doğudaki söz konusu gerçekliklerin batıdakilere aktarımı
konusunda empati göstermek yerine Kürtlere karşı nefret duygularını daha da tahrik etti. Arada
oluşan uçurumun yaratıcısı olarak ana medya 'Kürtlerin bağrına saplanmış bir mızrak ucudur'
dedi.

Apê Musa'nın izini taşıyacak

Özgür Gündem gazetesinin yayınlandığı
dönemlerde kendisinin üniversitede sinema
öğrencisi olduğunu ve gazeteyi takip ettiğini ifade
eden Sedat Yılmaz, böyle film yapmaktaki
amacını ise şöyle ifade ediyor; 'Birincisi bu filmin
'yara' olarak tanımlayabileceğimiz Kürt sorununu
kanatıp iyileştirmek adına faydalı olabileceği
kanaatindeyim. Bir diğer yön ise Türkiye'deki
entelektüel dünya için geçerli. Bölgedeki
gazetecilerin yaşadıkları, uğradıkları saldırılar ve
öldürülmelerinin entelektüeller ve aydınlar
tarafından yetirince sahiplenilmemiş olmasının
sıkıntısını yansıtmak istedim.' Press filminin Özgür Gündem gazetesi çalışanlarının maruz
kaldıkları şiddet karşısında, elinde kamuoyuna açık kanallar olan insanların yeterli hassasiyeti
göstermemesine karşı bir tepki olarak da görülebileceğini ifade eden Yılmaz, 'Henüz genç bir
sinema öğrencisiyken Özgür Gündem gazetesi yazarı Apê Musa'nın (Musa Anter) yazılarını
okurdum ve o yazılar beni çok etkilemiştir. Apê Musa'nın arkasında bıraktığı izlerin duygusunu
bu film boyunca hissettirmeye çalıştık' dedi. Filmin ana karakterlerinden birinin 17 yaşında
gazetenin Diyarbakır bürosunda ofisboy olarak çalışmaya başlayan Fırat olduğunu ifade eden
Yılmaz, 'gazetenin Diyarbakır'da dağıtılmasının OHAL Valiliğince yasaklanmasının ardından
Fırat'ın gazete dağıtımcısı olmasını ve süreç içerisinde muhabirlik yapmaya başlamasını, o
dönemde muhabirlerin karşılaştıkları baskıları, tehditleri ve öldürülmelerini Fırat'ın gözünden
anlatmaya çalıştık' dedi. Filmde yer alan karakterlerin birebir olarak Özgür Gündem gazetesinde
çalışan muhabirleriyle örtüşmediğini, filmin kurmaca bir yönünün de bulunduğu vurgulayan
Sedat Yılmaz, her karakterin farklı eğilimi ile çeşitli eğilimlerden oluşturulmuş bileşke ile
Gündem gazetesi çalışanlarının eğilimlerini yansıtılmayı amaçladıklarını söyledi.

Kürtçe ve Türkçe bir film

Filmin Kürtçe ve Türkçe olarak çekildiğini ifade eden Yılmaz, oyuncu castını oluştururken de o
dönemde yaşanmışlıklar hakkında fikir sahibi olan ve Kürtçeye hakim ama profesyonel
olmayan Kürt oyuncuları tercih etiklerini söyledi. Filmin Diyarbakır'da çekildiğini ve mekanlarla
ilgili belli başlı kıstaslarının olduğunu anlatan Yılmaz, 'Biz İstanbul'dan giden bir film ekibi olarak
o dönemlerin Diyarbakır'ını olduğu gibi yansıtmak istedik. Yabancı sinemacıların Türkiye'ye
baktığı gibi oryantalist, otantik bir bakış açısı ile mekanları turistik bir öğe olarak seyirciye
sunmaktan özellikle kaçındık. Diyarbakır'ı orada yaşayanlar orayı nasıl algılıyorsa, biz de o
şekilde yansıtmaya çalıştık. Dönemin koşullarını üzerine herhangi bir eklenti yapmaktan
kaçınarak olduğu gibi yansıtmak için özen gösterdik' diye konuştu. Sedat Yılmaz, böyle film
yapmaktaki amaçlarından birinin de 'insanların karından konuştuğu konuları' biraz daha
tartışılabilir bir hale getirmek belirterek, beton bir duvar üzerinde küçük küçük delikler açarak,
bundan sonraki süreçte benzer konudaki çalışmalara bir zemin hazırlamak istediklerini kaydetti.
Sinemacıların, Türkiye gerçekliğiyle mesafeli durmaya çalıştığını, bu yüzden de ortaya canlı bir
ilişkinin konulamadığını ifade eden Yılmaz, hala tabu olarak bilinen konuları işleyen projelere
ticari olarak bakıldığında bile hiçbir yapımcının para yatırmak istemediğini ifade etti. 30 yıllık bir
mücadele içerisinde ortaya çok fazla sayıda sanat ürünü koyabilme potansiyeli varken, siyasi
sınırlarla ve kafalarda oluşturulan baskı nedeniyle bu projelerden uzak durulduğunu belirten
Sedat Yılmaz, 'Rejimin esasında saldığı ve rıza ürettiği yer de burası. Sadece sinema değil
herhangi bir yolla bir şeyler yapılmak istendiğinde, çekincelerle herkes bu dayatılan sınırları
kabul ediyor. Hiç kimse benim gibi düşünüp, yansıtmak zorunda değil tabi ki fakat asıl mesele
gerçekleri bütünüyle görmezlikten gelip duyarsızlaşmaktadır' dedi.

Gazeteci Balcı: Dünyada bir örneği yok

'Press' filminin danışmanı ve o yıllarda
Özgür Gündem gazetesinin
muhabirlerinden olan Bayram Balcı,
filmin konu edindiği Özgür Gündem
Gazetesi muhabir ve çalışanlarına
yönelik saldırıların dünya basın tarihinde
başka bir örneğinin olmadığını ifade etti.
Özgür Gündem gazetesinin 1992 yılının
mayıs ayında yasal olarak yayınlanmaya
başladığını belirten Balcı, 'Gazete
özellikle Kürt sorununa ilişkin gerçekleri
bütün çıplaklığıyla kamuoyuna aktardığı
için daha ilk günden itibaren devletin
saldırı ve baskısına mağruz kaldı.
Birçok arkadaşımız o yıllarda öldürüldü. Birlikte çalıştığımız Hüseyin Deniz, Kemal Kılıç, Hafız
Akdemir, Yahya Orhan gibi gazeteci arkadaşlarımızı öldürüldü. Nazım Babaoğlu bir habere
gittiği sırada kaçırıldı ve hala akibeti açıklanmadı. Nazım kaçırıldığında 17 yaşındaydı. Hüseyin
Kuzu ile birlikte 1997 yılında özellikle Nazım Babaoğlu'nun üzerinden Özgür Gündem
gazetesinin anlatıldığı bir film yapmak istediklerini ama bu filmin dönemin koşulları nedeniyle
yapamadıklarını ifade eden Balcı, 'O yıllarda bu filmi çekebilecek olanaklar henüz oluşmamıştı.
Dolayısıyla o yıllarda Press filmi projesi yarım kaldı. Daha sonra Hüseyin Hoca, bunu Sedat
Yılmaz'a çekmesi için önermiş. Sedat Yılmaz'ın böyle bir filmi çekmiş olması özgür basın
çalışanları adına beni de çok sevindirdi. Umuyorum ki, filmi izleyenler bu ülkede basın
özgürlüğü konusunda Özgür Gündem gazetesi çalışanlarının nasıl bir mücadele verdiğine
beyaz perde de şahit olurlar' diye konuştu.

kaynak: İstanbul-Diha
Haberler

Fırtına filmi
Avusturalya'da
gösterimde

2. Köln Kürt Film
Günleri'nin ardından /
Cudi Arif

Agıt, Hikmet Asutay

Kürt sineması'nda
karekterler problemi

Hewiti: Kumalık. Müjde
Arslan'dan yeni bir film /
Caner Canerik

Yakın planda Kürtler var

Kırmızı kalemle çizilen
insanların öyküsü

Transasia Express
belgeseli İsviçre'de
gösterime giriyor

Köln 2. Kürt Film Günleri

Bern Kürt Film
Festivali'ne hazırlanıyor

Close-Up Kürdistan
İstanbul'da

Genç yönetmen Erol
Mintaş

Şirin Cihani'ye İtalya'da
ödül

KurdishCinema.com'dan
senaryo ödülü

Kürt yönetmen Kalifa'ya
ödül

"Hayatın Tuzu" filmi
izleyiciyle buluştu

Butimar'a 9. Türkiye
Eczacılar Kongresi Kisa
Film Yarışması'nda
birincilik ödülü

Pirdesur Fransız Kültür
Merkezi'nde

Gitmek 14 Kasım'da
Türkiye sinemalarında

Gitmek filmine İsviçre'de
Türk sansürü

Kazım Öz'ün Fırtına filmi
14 Kasım'da
sinemalarda  

2. Paris Kürt Film
Festivali

Montreal Dunya Filmleri
Festivali

“Siyabo”nun belgeseli
çekildi

"Gurê bi Zengil" kurgu
aşamasında

Gerilla-yönetmen Halil
Dağ yaşamını yitirdi

İkinci Hamburg Kürt Film
Günleri Halil Dağ'a
adandı

Fırtına’ İstanbul Film
Festivali’nde

'Narkolepsi' Ankara Film
Festivali'nde

Oldenburg Kürt film
günler başladı

Paris Kürt video
sergisine davet

"Zarokên Axa Qelişî" adlı
Kürtçe filmin galasına
sansür

Gure bi Zingil’ın
çekimleri tamamlandı

‘Zarokên Ax a Qelişî’
Ceylanpınar’da

13 Kurşun'a onur ödülü

Yusuf Yeşilöz'ün son
belgeseli; Müzik Aşkı

Yüksekovalı oyuncu
Fransa yolcusu

Charlie Chaplin 30 yıl  
önce yaşama veda etti

Kürt oyuncu aranıyor

Londra’da Kürt filmlerine
yoğun ilgi

'Trajedilerin hepsi
senaryo oldu

1. Paris Kürt Film
Festivali başladı

Dortmund'da Kürt Film
Haftası

Diyarbakır'da ilk çocuk
sinemacılar

5. Londra Kürt Film
Festivali'ne çağrı

Nusaybin'de film
gösterisi

Mazıdağı'nda Mehmed
Uzun Festivali başladı

Amsterdam Kısa Film
Festivaliı

Ingmar Bergman öldü

Forster’den Kürt filmi

‘Son Oyun’a Fas’tan ödül

Hakkari'nin ilk Kürtçe filmi

Madımak Katliamı
belgesel oldu

Son Oyun'a Fas'tan davet

Filmi icin yardim bekliyor

Ankara'da belgesel
gösterimi

Cannes Film Festivali
başlıyor

Yarım Ay'a bir ödül de
Portekiz'den

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri'ne büyük ilgi

Amin Korki'ye
Singağur'da iki ödül

Ankara Kürt Film Günleri
18 Mayıs'ta başlıyor

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri

Dol'un Almanya galası
yapıldı

Hamburg'dan Kürt
filmleri geçti

Hamburg Kürt Film
Günleri

Kürt filmleri Hamburg'da

'Tandır' filmi festivallerde

Tünelin ucundaki ışık gibi

Hamburg Kürt Film
Festivali Programı

Hamburg Kürt Film
Festivali başlıyor

Paris Kürt Film Festivali

Yarim Ay Portekiz,
Amerika ve Almanya'da

David Tolhildan
Hamburg'ta

Haber Arşivi >>>