Kırmızı kalemle çizilen insanların öyküsü

KurdishCinema / 20 Şubat  2009                               

Yönetmen Özgür Fındık’ın Dersim katliamını
anlattığı “Qelema Sure – Kırmızı Kalem” adını
verdiği dördüncü belgeseli gösterime girdi.
Katliam sonrası yaşanan bir öyküden ismini alan
belgesel üç yıllık bir emeğin ürünü. 1990’lı yıllarda
yaşanan köy boşaltmalar ve katliamlarla
1937-38’de yaşanan katliam arasında bağ kuran
Fındık, belgeselinde canlı tanıkların anlatımlarına
da yer vermiş. Önceki gün Paris’te gösterime
giren belgesel, 22 Şubat’ta Viyana, 28 Şubat’ta
Stuttgart, 1 Martta Münih, daha sonraki tarihlerde
ise Hamburg ve Bremen’de izleyiciyle buluşacak. Yönetmen Özgür Fındık, belgeselin çekim
öyküsünü, vermek istediği mesajları ve projelerini ANF’ye anlattı.

* Belgeselin ismi neden Kırmızı kalem?

- Bu isim 1964 Hozat’ın Tavuk köyünde muhtarlık yapmış bir tanığın anlatımlarından ortaya
çıktı… Muhtarı Hozat merkeze çağırırlar 1938 yılında, Koçuşaği tarafında yaşayan birini sorarlar.
Muhtar bilmediğini söyler ve o arada kaymakam içeri girerek nüfus memurunun elindeki deftere
bakar ve sorar: “Nedir o kırmızı kalem ve siyah kalemle altları işaretlendirilenler?” Nüfus
müdürü “kaymakam bey kırmızı kalemle işaretlendirilenler 1938’de devlete karsı suç
isleyenlerdir. Onun için kırmızı kalemle işaretlendirilmiştir.” Bu öyküden yola çıkarak belgeselin
ismini Kırmızı Kalem yaptık...

94, 38’den beterdi!

* Konu esas olarak 1938 Dersim katliamını işliyor, fakat görüyoruz ki belgeselinizde 1994
olaylarını da işlemişsiniz. Neden yakın tarihi karşılaştırma gereği duydunuz?

- Biz belgeseli işlerken genel olarak resmi ideolojinin Dersim’e bakış acısını koyduk. 94’den 38’
e geriye dönüş olarak belgeselimizi kurgulamamızın ana nedeni buydu. Çünkü Dersim’de 94’
deki yakma yıkma, koy boşaltma 38’de yakılan yıkılan haritanın aynısıydı. Onun için resmi
ideoloji bizi hep suçlu gördü. Suçlu gözüyle baktı. Biz genel olarak buna dikkat çekmek istedik.
Bir de çalışmalar esnasında Dersim’deki köylere giderken insanların belleğindeki cümle
şöyleydi: 94, 38’den beterdi. “Neden?” diye sorduğumuzda söyledikleri şuydu: “38’de bizi
öldürdüler, katlettiler, tamam bizi götürüp sürgünde bir yer verdiler. Ama 94 bunun tersiydi, yakıp
yıktılar ve sokağa bıraktılar, yatacak yerimiz yoktu, on aile üst üste kalıyorduk. Köyümüzde devlet
eşyalarımızı çıkarmamıza izin vermiyordu, bu daha beter bir şeydi”, diyorlardı...

* Başvurduğunuz tanıklar 38 Dersim katliamını yaşayan insanlar, onların sizin üzerinizde
bıraktığı etkiler nelerdi?

- 70 yıl aradan geçmişti. El yordamıyla karanlıkta ilerlerken kurbanların çığlıkları, dün gibi
hissettirdi, her tanık ve her hikaye... Bugün Filistin’de, Irak’ta yaşananlar dün Dersim’de ve Kürt
illerinin birçoğunda yaşanan ve geçmişte de yaşanmış bir insanlık dramıydı...

Dersim'deki katliamlar

* Tanıklar neler anlattı? Sizi en çok etkileyen bir hikaye var mı?

- Beni en çok etkileyen Seyit Rıza’nın kızını 7 yıl
alayın ağıllarında (süvari atlarının konulduğu yer)
tutulması olmuştur. Kadın bunu bize anlatırken
bile hala o anı yaşıyordu. Gerçekte cümle
kurmakta zorlanıyorum, yaşanan o dramı o
vahşeti nasıl adlandıracağımı bilemiyorum…

* Tanıkların çoğu cesetlerin altında kalarak
kurtulan insanlar, yakın tarihimizde bu insanlar
benzer olaylarla karsılaştılar, bu insanlar için
geçmişle bugün arasında fark var mıydı?

- Bence çok fark yoktu, dün de aynı ideolojinin
sahipleri yaptı, bugün de onlar. Dün de askeri
kıyafetli insanlar geldi postallar insanları ezdi
bugün de… İnsanlar kaçırılıyor, çocuklar sokak
ortasında öldürülüyor ve ölüm kuyularında insan cesetleri var, yani vahşet olabildiğince devam
ediyor. Ergenekon işin görünen yüzü ve bilinmeyen yönünü düşünmek bile istemiyor insan.
Fakat bu yaşananlar da Türkiye’nin bir gerçeği. Başbakan Davos’ta bir konuşma yaptı ve İsrail’i
kınadı. Sormak istiyorum Dersim’deki bu katliam ve şu anda devam eden katliamlar gerçek
değil mi?

* Belgeselde Hitler görüntüleri dikkatimi çekti, bununla ne anlatmaya çalıştınız?

Tanıkların anlatımlarına göre Hitler’in Yahudilere yaptığı katliamın Dersim’de yaşananlardan
farklı olmadığını düşünüyor. Çünkü Hitler de yol yaparken katlettiği insanları kullanıp gaz
odalarına koyarak öldürüyordu. Tanıklara göre aynı şeyler Dersim’de kadın çocuk demeden
insanları süngüleyerek, kursuna dizerek, tecavüz ederek, zehirli gaz kullanarak yapıyordu.

* Belgeselinizde Uşak gezisi sırasında orada bulunan Dersim sürgünlerinin kendi topraklarına
dönme istemine karşı İsmet Paşa “burayı beğenmiyorsanız, Kıbrıs’a gidin” demekle ülkeyi terk
edin demek mi istemişti? Sizce bu günümüzde sıkça kullanılan “ya sev ya terk et“ deyimiyle
denk düşüyor mu?

- Doğrudur, bence de bir farkı yok. Dün de kendi dışındaki dilleri, kültürleri, inançları yok sayma
ve asimle etme politikası üzerine politikalarını belirlemişti Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak.
Yani cumhuriyetin kurucu kadrolarının ideolojik bakış açısıydı bu.

* Belgeseliniz 38 ve 94’ü bütünü ile yansıtıyor mu?























- Hayır, yansıtmıyor. 38 ve 94’de yaşananlar bir filmle anlatılacak konular değil, yüzlerce binlerce
belgesel ve kitap yazılabilir. Biz bir yanını işledik, asıl katliam boyutuydu ve bu boyutu da canlı
tanıklarıyla işlemeye çalıştık...

* Belgeselde tanıkların tümüne yer verilememiş. Elinizde bulunan anlatımları başka bir biçimde
değerlendirmeyi düşünüyor musunuz?

- Evet, düşünüyoruz, ama net olarak şunu yapacağız diye bir şey söylemiyorum, çünkü daha net
bir proje yok.

* İstanbul’da çıkan Köroğlu gazetesinin 13 Eylül 1938 gün ve 1083 sayılı nüshasında zehirli gaz
bombalarıyla Dersimde katliam yapıldığı yazılmıştı. Aynı doğrultuda belgeselinizde Ihsan Sabri
Çağlayangil’in konuşması, anlatımı var. Olay dönemini yasayan askerlere ulaşabildiniz mi?

- Hayır ulaşamadık. Bir kişiye ulaştık o da konuşmadı çünkü korkuyordu, ailesine zarar gelir diye.

* Belgeselde Seyitli köprüsünde toplanan ve bir ağaç dikmek isteyen sivil toplum örgütü
yöneticilerinden oluşan Dersimliler, neden Dersim’e sokulmak istenmedi?

- Nedeni devletin orada yaptığı katliamcı yapısını görmelerini istemiyorlardı. Bundan başka nasıl
açıklanır bilmiyorum.

Ölen sayısı resmi rakamlardan çok fazla

* Dersim katliamında ne kadar insan öldü? Kimisi 20 bin diyor, kimisi 40 bin. Sizin düşünceniz
nedir?

- Ne kadar insan öldü, tam sayı söylemem doğru olmaz. Çünkü elimde tamam bir veri yok.
Resmi devlet belgelerinden edindiğimiz bilgi on beş bin isyancının imha edildiğidir. Dönemi
yasayan insanların katliam esnasında ve sonrasında dağınık olması ve sürgün yaşamasından
kaynaklı olarak, sivil halkın da bu konuda verdiği bilgiler tam bir veri oluşturmamaktadır. Fakat
tahminlere göre katledilen insan sayısı verilen rakamın çok çok üzerindedir.

* Belgeselinizi çekerken ne tür zorluklarla karsılaştınız? Destek olan kurumlar var mıydı?

- Bu belgesel içinde yaşadığımız coğrafyanın katliamcı tarihiyle yüzleşmesinin, daha doğrusu
yüzleştirilmesinin bir adıydı. Bundan kaynaklı çok ciddi sıkıntılar çektik. En önemli sıkıntılar
ebetteki resmi ve gayri resmi belgelere ulaşmak noktasında çektiğimiz sıkıntılardı. Ekonomik
olarak da tam anlamıyla aslında kendi olanaklarımızı kullandık desem, sanırım yanlış olmaz.
Ancak irili ufaklı küçük yardımlar da aldık bu konuda. Bunlardan biri bir kurumsal kimlikti.
Almanya Dersim Federasyonu’ndan küçük bir destek aldık. Bunun dışında birey olarak irili ufaklı
katkı sunan kişiler oldu.

* Kaç kişi ile çalıştınız? Ne kadar sürede çekimi tamamladınız?

- Bu proje üç yıl süren bir çalışma. Bu projede asil çalışan toplam beş kişiydik: Emirali Yağan,
Cemil Kızıldağ, Safiye Işıklı, Hıdır Eren. Ama dönemsel olarak kişisel katkıları olan
arkadaşlarımız oldu.

* Bu ilk belgesel çalışmanız mı?

- Hayır, bundan önce üç çalışmamız oldu. Bunlar da “İklimsiz Kadınlar”, töre cinayetlerini anlatan
bir belgesel. “Şafağın Göz Yangını”, 19 Aralık ölüm oruçları sürecini anlatan bir belgesel. “Üç
Öykü Üç Direnis” de 15-16 Haziran, Seka, Tüpraş, geçmişten günümüze isçi sınıfının farklılığını
anlatan bir belgesel. Bu belgesel iki yönetmen imzalı çıktı, Safiye Işıklı ve ben.

* Yeni projeleriniz var mı?

- Evet aslında yapmayı çok istediğimiz ve düşünü kurduğumuz bir çok projemiz var. Ancak
yaşadığımız ekonomik sıkıntılardan kaynaklı bunları gerçekleştirmede geçmişteki gibi
gecikmeler yasamamız sanırım söz konusu olacaktır. Türkiye’nin geçmişte içerisinden geçtiği
bir karanlık ve siyasi dönemi kendi bakış açımızla ele almayı düşündüğümüz bir projemiz var.
Adını şimdi tam olarak telaffuz etmeyeyim, projemiz olgunlaştığında bunu dile getiririz.

kaynak: Fırat Haber Ajansı
Haberler

Transasia Express
belgeseli İsviçre'de
gösterime giriyor

Köln 2. Kürt Film Günleri

Bern Kürt Film
Festivali'ne hazırlanıyor

Close-Up Kürdistan
İstanbul'da

Genç yönetmen Erol
Mintaş

Şirin Cihani'ye İtalya'da
ödül

KurdishCinema.com'dan
senaryo ödülü

Kürt yönetmen Kalifa'ya
ödül

"Hayatın Tuzu" filmi
izleyiciyle buluştu

Butimar'a 9. Türkiye
Eczacılar Kongresi Kisa
Film Yarışması'nda
birincilik ödülü

Pirdesur Fransız Kültür
Merkezi'nde

Gitmek 14 Kasım'da
Türkiye sinemalarında

Gitmek filmine İsviçre'de
Türk sansürü

Kazım Öz'ün Fırtına filmi
14 Kasım'da
sinemalarda  

2. Paris Kürt Film
Festivali

Montreal Dunya Filmleri
Festivali

“Siyabo”nun belgeseli
çekildi

"Gurê bi Zengil" kurgu
aşamasında

Gerilla-yönetmen Halil
Dağ yaşamını yitirdi

İkinci Hamburg Kürt Film
Günleri Halil Dağ'a
adandı

Fırtına’ İstanbul Film
Festivali’nde

'Narkolepsi' Ankara Film
Festivali'nde

Oldenburg Kürt film
günler başladı

Paris Kürt video
sergisine davet

"Zarokên Axa Qelişî" adlı
Kürtçe filmin galasına
sansür

Gure bi Zingil’ın
çekimleri tamamlandı

‘Zarokên Ax a Qelişî’
Ceylanpınar’da

13 Kurşun'a onur ödülü

Yusuf Yeşilöz'ün son
belgeseli; Müzik Aşkı

Yüksekovalı oyuncu
Fransa yolcusu

Charlie Chaplin 30 yıl  
önce yaşama veda etti

Kürt oyuncu aranıyor

Londra’da Kürt filmlerine
yoğun ilgi

'Trajedilerin hepsi
senaryo oldu

1. Paris Kürt Film
Festivali başladı

Dortmund'da Kürt Film
Haftası

Diyarbakır'da ilk çocuk
sinemacılar

5. Londra Kürt Film
Festivali'ne çağrı

Nusaybin'de film
gösterisi

Mazıdağı'nda Mehmed
Uzun Festivali başladı

Amsterdam Kısa Film
Festivaliı

Ingmar Bergman öldü

Forster’den Kürt filmi

‘Son Oyun’a Fas’tan ödül

Hakkari'nin ilk Kürtçe filmi

Madımak Katliamı
belgesel oldu

Son Oyun'a Fas'tan davet

Filmi icin yardim bekliyor

Ankara'da belgesel
gösterimi

Cannes Film Festivali
başlıyor

Yarım Ay'a bir ödül de
Portekiz'den

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri'ne büyük ilgi

Amin Korki'ye
Singağur'da iki ödül

Ankara Kürt Film Günleri
18 Mayıs'ta başlıyor

Stuttgart'da Kürt Film
Günleri

Dol'un Almanya galası
yapıldı

Hamburg'dan Kürt
filmleri geçti

Hamburg Kürt Film
Günleri

Kürt filmleri Hamburg'da

'Tandır' filmi festivallerde

Tünelin ucundaki ışık gibi

Hamburg Kürt Film
Festivali Programı

Hamburg Kürt Film
Festivali başlıyor

Paris Kürt Film Festivali

Yarim Ay Portekiz,
Amerika ve Almanya'da

David Tolhildan
Hamburg'ta

Haber Arşivi >>>