'Trajedilerin hepsi senaryo oldu’

KurdishCinema.com / 1 Aralık 2007

Belçika’da sinema alanında master
yapan Kürt yönetmen Şahim Ömar,
çocuklar üzerine bir film projesi üzerine
çalışıyor. Şimdiye kadar 14 kısa metraj
film çeken Ömar, ‘Avareş’ ve ‘Rob Ro’
isimli filmleriyle başarıyı yakaladı.
‘Avareş’ filmi, Avusturalya’da ‘En İyi
Film’ ödülünü aldı ve Roj Tv’de de
birkaç kez yayımlandı. Ömar’ın çektiği
bazı filmlerin isimleri şöyle: ‘Zor’, ‘Kure
Xerab’, ‘Biryara Dawiye’, ‘Edi Cemila’,
‘Bajare Mezin’, ‘Avareş’, ‘Cixer’, ‘Rob
Ro’ ve ‘Foto’. “Sinema gerçektir. Bir
yönetmen olarak gerçekleri ortaya
atıyorum” diyen Ömar, Kürt sineması ve projelerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Belçika’da sinema eğitimine nasıl başladınız?

2003-2004’te Brüksel’de Film Akademisi sınavları başlamıştı. Büyük sınav için 300 kişiden 60
kişi alınıyordu. Ve o sınavda başarıyla 60 kişinin arasına seçildim. Birinci yıl için 60 kişidenn 15’i
sinema/film yönetmenliği kazanıyordu, ben de sınavı kazanarak bu 15 kişiden biri oldum. Şuan
master yapıyorum. 2008’in sonunda bitecek. İyi ve kalıcı bir yönetmen olabilmem için eğitime
devam ediyorum.

Sanata olan ilginiz nasıl gelişti?

1991’de ailemizden biri ‘Kürdistan’ın direnişi ve zaferi’ isimli bir film yaptı. Ben bu filmde
oynadım. 1993’te bilgisayara olan ilgim nedeniyle bu yönlü eğitim gördüm. 1994’ten 2000’e
kadar montaj ve kamera çekimi işiyle uğraşmaya başladım. Ve yönetmenliğe olan ilgim
yaptığım kısa metraj filmlere yetiyordu. Belçika’ya geldiğimde; en önemlisi nedir ve Kürt halkını
nasıl temsil edebilirim diye çok düşündüm. Benim için en önemlisi yönetmenlikti ve büyük bir
başarıya ulaşmayı hedefledim. Akademi’yi bitirdim, şuanda master yapıyorum. Master bittikten
sonra sinema filmleri çekmeye başlayacağım.

Toplam 14 kısa metraj film çektiniz. Halkla buluştu mu filmleriniz?

Ne yazık ki Kürt halkının sinemaya ilgisi çok zayıf. Halkımız yaşadığı savaş gerçekliğinden
kaynaklı olarak daha çok o tür filmleri seviyor. Benim ‘Avareş’, ‘Biryara Dawi’ ve ‘Zor’ isimli
filmlerim halkın ilgisini çekti, çünkü Kürt halkının gerçeklerini anlatıyorlardı. Avrupa’nın üzerimde
büyük bir etkisi oldu ve onlar üzerine de bazı film çalışmalarım olacak.

Yaptığınız filmlerden dolayı eleştiri aldınız mı?

    Sinema gerçektir. Kürt halkının olumlu, olumsuz
    düşüncelerini dile getirdiğim için beni eleştirenler de oldu.
    Bir yönetmenin gerçekleri yansıtması gerekir. Ben de bunu
    yapmaya devam edeceğim. Halkımızın geri yanlarını
    sinemaya yansıtmam, hataların tekrarlanmaması ve ders
    çıkarılması için önemlidir. Benim sinemamda önemli olan
    çocuk ve kadın üzerindeki din ve kültür baskısını ve
    halkıma yapılan baskıları yansıtmaktır. Ben bu yaşamlara
    tanık oldum. Hepsi zorluk içinde trajik bir hayat yaşıyor. Bu
    trajedilerin hepsi yaşamımda senaryo oldu ve
unutmayalım bir sanatçı yaşamındaki tecrübelerle sanatçı olur.

Yeni projelerinizin içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bu yıl bir film yapıyorum; çocuklar üzerine. Çünkü çocuklar bizim geleceğimizdir. Niçin anne ve
babalar çocuklarına çalışma izni vererek okumamalarına sebep oluyorlar sorusunu soracağım
filmimde. Filmin senaryosu bitmek üzere. 5. ya da 6. ayda çekimlere başlayacağız. Filmde
Flamanca ve Kürtçe konuşulacak, altyazı İngilizce olacak. Belçika’da bulunan birkaç yönetmen
senaryoma baktılar ve çok beğendiler. Yakında Kürt alkı için üç uzun metrajlı film yapacağım ve
filmlerde Kürt halkının gerçek sorunlarını irdeleyeceğim.

Kürt sinemasının gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir sanat dalı olarak sinema Kürtlerde çok zayıftır. Sinemaya gitme kültürümüz düşük. Kürdistan’
da sinema salonu çok azdır. Oysa sinema kimliğini dünyaya yansıtman için çok önemli bir
sanat dalıdır. Kürtler tüm sanat dallarında başarılar elde etmiştir. Ama sinemada çok zayıfız
hala. Avrupalılar Yılmaz Güney’i Kürt sinemacı olarak tanıdı. Yılmaz Güney, Kürtlerin sinema
kimliğidir. Onun yaşadığı dönemde Kürt olduğunu söyleyenleri yok ediyorlardı, ama Yılmaz
Güney filmleri ile kimliğini dile getirdi.

Kürdistan’ın parçalanmışlığı sinemada dezavantaj yaratıyor mu?

Evet kesinlikle. Kürdistan bölündüğü için biz Kürtler birbirimizi
bazen anlayamıyoruz. Benim filmlerimi dört parçadaki tüm
Kürtler anlayamıyor. Bu da beni büyük bir hayal kırıklığına
uğratıyor. Soranca konuşanlar benim Kürtçe’nin Kurmanci
lehçesinde yaptığım filmi anlamıyor. Büyük üzüntü
duyuyorum. Bir gün özgür Kürdistan’da bir dille halkıma
filmlerimi anlatmak en büyük hayalim. Dört parçadaki Kürtler
birdir, işbirlikçilerin ve düşmanın sözleriyle halkımız
birbirinden soğumasın. Zafer Kürt halkınındır. Umutluyuz,
Kürdistan’ın zaferini kutlayacağız. Peşmergeler eski hataları yapmasın, düşmanın onlarla
oynamasına izin vermemeli. Tüm güzellikler Kürt halkının olsun, bu kadar acı yaşayan bir halk
tüm güzelliklere layıktır. Ayrıca, benimle bu söyleşiyi yaparak beni halkımla buluşturduğu için
gazetemiz Yeni Özgür Politika’ya da teşekkür ediyorum. Gazetemiz, kaybolan tüm gerçekleri ve
kaybolan yıldızları gün yüzüne çıkaran büyük bir halk değeridir.


Şahim Ömar:

1980’de Zaxo’da doğdu. İlkokuldan üniversiteye kadar öğrenimini Zaxo’da gören Ömar,
bilgisayara olan ilgisinden dolayı Duhok’ta Ekonomi/ Muhasebe bölümünde eğitim aldı. 2001
yılında Belçika’ya gelen Ömar, burada da 2 yıl ekonomi eğitimi aldı. Eğitimin ardından
tercümanlık yapmaya başlayan Ömar, Kürtçe, Arapça, İngilizce ve Flamanca biliyor. Brüksel’de
Film Akademisi sınavlarına giren Ömar, yönetmenlik eğitimi aldı. Ömar, şu anda yönetmenlik
alanında master yapıyor.


kaynak: Umut Deniz / Yeni Özgur Politika